<

R E K L A M L A R

ŞİFALI BİTKİLER

KURALLAR

# Bu siteden faydalanan herkes aşağıdaki kuralları kabul etmiş sayılır. # Bu site bilgi vermek amacıyla hazırlanmıştır. # Bu sitenin kullanımı ücretsizdir. # Bu sitede verilen bilgiler bir reçete değildir. Her türlü sağlık probleminde öncelikle bir doktora başvurulmalıdır. # Bu siteden sağlanan diyet ve egzersiz programları, belirli bir rahatsızlığı bulunmayan, sağlığı normal kişiler için hazırlanmıştır. Özel sağlık sorunu bulunan kişiler mutlaka öncelikle bir doktora danışmalıdır. # Bu sitede sağlanan bilgilerin kullanımından doğacak her türlü rahatsızlığın sorumluluğu tamamen kullanıcıya aittir. Bu sitenin hazırlanmasında katkıda bulunan kişi ve kurumlar sorumlu tutulamaz.

Sitede Ara

Gizlilk Politikası

Mart 31st, 2009 Yazar admin

Gizlilik Politikası ve Şartlar 

           Web sitemizi ziyaret ettiğiniz zamanlarda reklam hizmeti vermek için üçüncü taraf reklam şirketlerini kullanmaktayız. Söz konusu şirketler, bu sitelere ve diğer web sitelerine yaptığınız ziyaretlerden elde ettikleri (adınız, adresiniz, e-posta adresiniz veya telefon numaranız dışındaki) bilgileri ilginizi çekecek ürün ve hizmetlerin reklamını size göstermek için kullanabilir.
           
            Bu uygulama hakkında bilgi edinmek için ve söz konusu bilgilerin bu şirketler tarafından kullanılmasını engellemek üzere seçeneklerinizin neler olduğunu öğrenmek isterseniz NAI Self-Regulatory principles for publishers(PDF) belgesinin A Eki’ne bakınız . NAI’nın örnek dili istediği zaman değiştirilebileceğini unutmayın.

             Üçüncü taraf satıcı olarak Google, sitenizde reklam yayınlamak için çerezlerden yararlanır. Google, DART çerezlerini kullanarak kullanıcılarınıza, sitenize ve İnternet’teki diğer sitelere yaptıkları ziyaretlere dayalı reklamlar sunar. Kullanıcılar,Google reklam ve içerik ağı gizlilik politikasını ziyaret ederek DART çerezinin kullanılmasını engelleyebilir.

              Bu internet sitesini kullananlar yukarıda belirtilen şartları kabul etmiş sayılırlar.

Kategori Kategorilenmemiş | Yorum yok »

Yabani İğde

Temmuz 27th, 2008 Yazar admin

 

 


 

Hippophae rhamnoides-01 (xndr).Image via WikipediaYabani İğde (): Denizin bu hayat dolu yakutları, Kuzey Atlantik sahili boyunca yetişir. Uzun ömürlü bir bitki olan yabani iğde, her sonbahardaki hasat zamanına kadar kumlu bataklıklardaki dayanıklı sarmaşıklar üzerinde yetişir. Yabani iğde çinko, B ve C vitaminleri gibi vitaminler ve mineraller açısından zengindir. Zehirli toksinleri temizleyici ve arındırıcı özellikleri olduğu düşünülmektedir. Yabani iğde tohumları güçlü antioksidanlar içerir ve ölü deriyi mükemmel biçimde vücuttan atar. Yabani iğde olgun ciltler için hazırladığımız yüz ve vücut serumlarında bulunmaktadır.

Kategori Kategorilenmemiş | Yorum yok »

Zeytin Yağı (Olea Europaea)

Temmuz 27th, 2008 Yazar admin


6 metreye kadar uzayan  Zeytin Ağacı,  Akdeniz bölgesinde  gücü, doğurganlığı  ve uzun ömrü simgeler.  Ağacın meyveleri sıkılarak Zeytin Yağı elde edilir.  Çıkarılan yağ, nemlendirici,  yumuşatıcı ve yenileyici özellikleriyle tanınır.  Kalsiyum, A, B1, B2 vitaminleri ve PP de dâhil olmak üzere cildi besleyen vitaminler ve  mineraller içerir.


Kategori Kategorilenmemiş | Yorum yok »

SAZAN YETİŞTİRİCİLİĞİ

Temmuz 25th, 2008 Yazar admin

SAZAN YETİŞTİRİCİLİĞİ

1.1. Doğal Yaşam Ortamı, Yaş ve Büyüme Özellikleri
Doğal yaşam alanı havuzlar, göller ve nehirlerdir (9). Su sıcaklığı ve yem durumuna bağlı olarak hızlı büyüyen bir balıktır. 20-25 yıl hatta 35-40 yıl yaşadıkları ve boylarının 1 m’nin üzerine çıktığı ağırlıklarının ise 25-30 kg’a ulaştığı bildirilmektedir (5,6).
1.2. Beslenme Özellikleri
Sazan dipten beslenen omnivor bir balıktır. Besinlerini bentik su hayvanları, planktonlar, bitki parçaları ve bitkisel artıklar oluşturur. Dipteki küçük su canlılarını çamurla birlikte alıp, çamuru geri atar. Bu nedenle, çamur içinde oyuklar açar. Büyük sazanların bazı küçük balıkları yedikleri de gözlenmiştir (10). En iyi yem alımı ve değerlendirmesi, 16-25 °C su sıcaklıklarında ve özellikle 23-24 °C’de olur (6).
1.3. Üreme Özellikleri
Doğal ortamda gruplar halinde, göller ve yavaş akan nehirlerde su sıcaklığı 18-22 ºC olduğunda yumurtlar. Bitkilere yapışan yumurtalardan 3-4 günde larva çıkışı olur (9).
Yumurtlama Mayıs-Temmuz ayları arasında su sıcaklığı 18-20 ºC’ye ulaştığında sığ ve bol bitkili su kesimlerinde olur. Sazanın üremesinde en önemli faktör su sıcaklığı olduğundan, Kuzey ülkelerinde nadiren ürer veya hiç üremez. Yumurtlama bir haftada tamamlanır. 1 kg vücut ağırlığına 200-300 bin yumurta bırakır. Yumurtaları şeffaf ve yapışkan olup yaklaşık 1 mm çapındadır. Şişmiş yumurtanın çapı 1.6 mm kadardır. Su bitkilerinin üzerine bırakılan yumurtalar 3-4 günde (60-70 günxderece) açılır. Yumurtadan çıkan larvaların boyu, 5 mm’dir. Yumurtadan çıkan larvalar 1-3 gün süreyle tutunma organları ile su bitkilerine tutunurlar. Bu süre sonunda, su yüzeyine çıkarak yüzme keselerini hava ile doldurup, yüzmeye ve yem almaya başlarlar. Önceleri bitkisel ve hayvansal planktonlarla (algler, rotiferler, küçük kabuklular) beslenirler. Boyları 18 mm olduğunda bentik organizmalarla beslenmeye başlarlar (10).
2. SAZAN YETİŞTİRİCİLİĞİNDE SU VE TOPRAK ÖZELLİKLERİ
2.1. Su Özellikleri
2.1.1. Su miktarı (Suyun debisi)
Sazan yetiştiriciliğinde en az, havuzları sürekli dolu tutacak, havuz tabanı ve duvarlarından sızmayla ve yazın buharlaşmayla oluşan kayıpları ve havuzlarda tüketilen oksijeni karşılayacak miktarda (0.5-1.0 lt/dk/ha’lık) su gereklidir. Su miktarı, havuz toprağının özelliğine ve iklim koşullarına göre değişmekle birlikte, havuz çıkışında oksijen miktarı 5-6 mg/lt’nin altına düşmeyecek şekilde olmalıdır. Havuzlara verilen su miktarı ne kadar fazla olursa stoklama yoğunluğu da o kadar fazla olur (1,5,6,11).
2.1.2. Su kaynağı
Sazan üretiminde akarsu, kaynak suyu, göl suyu, yeraltı suyu veya kısaca soğuk olmayan bütün sular kullanılabilir (5).
Akarsular, yüksek miktarda oksijen ve besleyici madde içermelerine rağmen, sel ve taşkınlara açık olmaları ve tarım ilâçları sızıntılarını taşıma riskleri nedeniyle, dikkatli kullanım gerektirir. Ayrıca, evsel veya sanayi atık sularıyla kirlenme riskine ve mevsimlere bağlı olarak su seviyesindeki düşmelere de dikkat edilmesi gerekir. Gerektiğinde akarsudan alınan suyun havuzlara verilmeden önce dinlendirilmesi gerekebilir.
Durgun sular sıcaklıkları nedeniyle, sazan üretiminde en çok tercih edilen sulardır. Özellikle üreme zamanında kullanılmalıdırlar.
Kaynak suları oksijence fakir oldukları gibi zehirli gazlar içerme riskine de sahiptirler. Su sadece oksijen açısından fakir olduğunda, suya düşüler yaptırılmak suretiyle oksijen miktarı artırılabilir. Bu şekilde, zararlı gazların bir kısmı da uçurulabilir. Fazla miktarda zehirli gaz veya demir ve kurşun gibi ağır metal içeren sular, sazan yetiştiriciliği için uygun değildirler. Kaynak suları sel, taşkın ve yağmurlarla bulanarak mil ve çamur taşımadıkları gibi parazit ve hastalık mikrobu da taşımazlar.
Artezyen suları ve pompa ile çıkarılan yeraltı suları da sazan üretiminde kullanılabilir. Ancak, yeraltı sularının yetiştiricilikte kullanılması düşünüldüğünde, maliyet analizinin iyi yapılması gerekir. Sıcaklığı uygun olmak koşuluyla birçok su kaynağının sazan üretiminde kullanılması mümkün olduğundan, sazan üretimi için belirli ölçülerle sınırlandırılmış herhangi bir su kaynağı tavsiye etmek zordur.
2.1.3. Sazan üretiminde su kalite kriterleri
2.1.3.1. Suyun kireç kapsamı ve pH değeri
Havuz yetiştiriciliğinin başarılı olabilmesi, suyun doğal besin maddelerince zengin olmasına bağlıdır. Suyun besin maddesi bakımından zenginliği (doğal verimliliği), içerdiği kireç miktarına bağlıdır. Suyun kireç kapsamı, asit bağlama kapasitesi (ABK) ile ölçülür. 1 lt suda 28 mg CaO varsa, suyun asit bağlama kapasitesi, 1 demektir. Sazan yetiştiriciliğinde, ABK=1.5 (42 mg CaO/lt) olması gerekir. ABK<0.5 olan sular az verimli ve ABK=0.5-1.5 arasındaki sular orta derecede verimli ve ABK>1.5 olan sular verimli olarak sınıflandırılır. Ancak, ABK>6 olmamalıdır (5).
Sazan yetiştiriciliği için pH, 5.5-10.5 optimum 7-8 arasında olmalıdır. Sudaki kireç miktarı artınca, pH değeri de artar. Ancak, pH değerinin yüksek olması, her zaman için suda fazla kireç olduğu anlamına gelmez. Fitoplankton ve su bitkileri yoğun olduğunda, özellikle yazın fotosentez sonucu ortamdaki CO2 miktarı ve buna bağlı olarak pH değeri artar. Bunun sonucunda, suyun kirecinin fazla olduğu kanısına varılabilir. Günlük ölçümlerde pH değeri, 6.5-8.5 arasında ise, sudaki kireç miktarı yeterli demektir. pH düşük olduğunda, suyun kireçlenmesi gerekir (5,11).
Suda 4>pH>11 olduğunda, balık yetiştiriciliği için uygun değildir. Bu tip suları yetiştiricilik için uygun hale getirmek masraflı olur. pH<4 olan sular, balıklarda yem alımını azalttığı gibi serbest H+ iyonu oluşturmaları nedeniyle hücreleri geçirimsiz yaparlar ve ileri safhalarda balık ölümlerine neden olurlar. Ayrıca, fitoplankton ve zooplanktonların gelişmelerini durdurarak suyun biyolojik beslenme kapasitesini azaltır. Suda yeterli kireç olmaması, pH’yı düşürdüğü gibi, balıkların pul ve kemik formasyonlarında bozukluklar meydana getirir (5).
2.1.3.2. Oksijen miktarı
Sazan havuzlarında oksijen miktarı, 5-6 mg/lt’nin altında olmamalıdır. Havuzdaki oksijenin büyük kısmı havuza gelen suyla az bir kısmı (1.5 g O2/m2/ gün; büyük göllerde 4.8 g O2/m2/gün) da yüzey havalanmasıyla sağlanır. Havuza giren oksijen ne kadar yüksek olursa, stok miktarı da o kadar yüksek olur. Suyun oksijeninin yeterli olmadığı durumlarda, suya havuz girişinden önce şelaleler şeklinde düşüler yaptırılarak oksijen miktarının arttırılması yoluna gidilir. Havuz suyundaki oksijen sadece balıklar tarafından değil, sudaki organik maddeler, mikroorganizmalar ve geceleri de su bitkileri tarafından tüketildiğinden özellikle yaz aylarında sabahın erken saatleri oksijen yetersizliği açısından kritiktir. Suyun sıcaklığı arttıkça, oksijen tutma kapasitesi azalmaktadır. Bu nedenle, havuzlarda su sıcaklığıyla birlikte, havuz çıkış suyundaki oksijen içeriğini de devamlı izlemek gereklidir. 1 kg ağırlığındaki bir sazan için 300-500 mg O2/lt/saat gereklidir (5).
2.1.3.3. Su sıcaklığı
Su sıcaklığı üreme, beslenme ve metabolik faaliyetler için önemlidir. Sazan, su sıcaklığının 18-20 ºC’ye yükselmediği sularda üreme şansı bulamaz. 18-20 ºC ve üzerindeki sıcaklıklarda entansif olarak yem aldığından devamlı büyür. Bu nedenle, sıcaklığın düşük olduğu Avrupa’da 3-4 yılda yemeklik büyüklüğe gelmesine karşın, sıcak ülkelerde 1-1.5 yılda yemeklik büyüklüğe ulaşabilmektedir. Çünkü, Avrupa’da sazanın büyümesine uygun dönem 3-4 ay iken, Türkiye’de Karadeniz’de 6 ay, Ege ve Akdeniz bölgesinde ise 7-8 aydan fazladır. Bu nedenle, Türkiye’de sazan üretimi için çok uygun koşullar vardır (5, 6).
2.1.3.4. Su kirliliği oluşturan çeşitli zararlı maddeler
Sazan üretilen sulara evsel ve endüstriyel atık sular karışmamalıdır. Özellikle DDT (29.4 mg/lt), Aldirin, Endrin (0.057 mg/lt), Malathion (100 mg/lt), Metasytox ve civalı bileşiklerin küçük miktarları dahi öldürücü olabilmektedir. CO2 miktarı, 2 mg/lt’den fazla olmamalıdır. H2S, 0.5 mg/lt olduğunda zararlı ve 5-6 mg/lt’den fazla olduğunda da öldürücü etki yapmaktadır. 1-2 mg/lt, nitrit öldürücü etki yapmaktadır. 0.2-0.4 mg/lt amonyak yavrularda ve 0.6 mg/lt amonyak ise küçük balıklarda öldürücü etki yapmaktadır. Deterjanların etkileri türlerine göre farklı olmakla birlikte, 5.0-10.0 mg/lt’lik miktarı yumurta ve spermaları tahrip etmektedir. Fenoller, balıklar için kuvvetli zehir etkisi gösteren bileşiklerdir. Demir ve kurşun gibi ağır metaller ve bileşikleri öldürücü etki yapmaktadır. Demirli bileşikler yumurtaların üzerine çökerek yavru çıkışına engel olurlar. İyot, klor ve azot gazları da çeşitli hastalıklara neden olurlar. Katran ve yağlar, barsakları ve kan dolaşımını etkilerler.
2.2. Havuz arazisi ve toprağın özellikleri
Havuz yapılacak arazinin toprağı ne kadar iyi olursa, havuz da o kadar verimli olur. Su kaynağı havuz arazisinin içinde olduğunda, kökü kurutulamayan su bitkileri havuz tabanını kaplayacağından, havuz temizlenip boşaltılarak dezenfekte edilemez. Bu nedenle, su kaynağı veya su birikintileri olan yerler, havuz yapımı için uygun değildir. Havuz geçirgen olmayan killi ve balçık topraklarda inşa edilmelidir. Kumlu ve geçirgen topraklar havuz yapımı için uygun değildir. Organik maddeyle beslenen topraklar havuz yapımı için uygundur. Organik madde bakımından fakir olan topraklar ahır gübresi veya tarımsal artıklarla gübrelenmeyi gerektirir.
Sazan havuzu yapılacak arazinin kara tarımına uygun olmaması, su tutma kapasitesinin yüksek olması ve toprağın doğal verimliliğe sahip olması gerekir. Sazan üretimi için;
- İşletmeye yıl boyu yeterli su temin edecek akarsuya veya su kaynağına yakın,
- Sel baskınlarına karşı doğal veya yapay engellerler bulunduran,
- İlerideki genişlemelere uygun büyüklükte ve rüzgâr almayan,
- Su sızmasını önlemek için en az l m derinlikte killi ve kireçli olan,
- Büyük taş ve ağaç kökleri olmayan,
- Suyun havuzlara doğal olarak akışını sağlayacak eğime sahip,
- Hafriyatı kolay ve fazla hafriyat gerektirmeyen ve
- Pazara ulaşımın kolay olduğu
bir işletme yeri seçilmesi yapılacak masrafları en aza indirir (5).
3. SAZAN ÜRETİMİNDE KULLANILAN HAVUZLAR
Toprak havuzlar, fitoplankton, zooplankton ve diğer su canlılarının gelişmesi için uygun olduğundan, sazan yetiştiriciliğinde tercih edilmektedir. Havuz yetiştiriciliğinde, besin maddelerinin %50’si havuzlardan ve %50’si de yapay yemlerden sağlanmaktadır (12). İsrail’de verimliliğin %20’sinin havuzlardan, %20’sinin gübrelemeden ve %60′ının da yapay yemlerden ileri geldiği hesaplanmaktadır (13). Toprak havuzlar doğal besin kaynağı oldukları gibi, yatırım maliyetleri de düşüktür. Avrupa koşullarında ekstansif üretimde 600 kg/ha verimin 2/3′ünün havuz verimliliğinden ve 1/3′ünün de yapay yemlemeden kaynaklandığı kabul edilir. Buna göre, toprak havuzlarda, l kg sazan üretimi için 3-4 kg hububatla tamamlayıcı yemleme yapılması gerekir (5).
3.1. Yapılış Şekillerine Göre Sazan Havuzları
3.1.1. Teras şeklinde havuzlar

Meyilli arazilerde kurulan, üç tarafları duvarla çevrili ve alt duvarı yan duvarlarından yüksek olan havuzlardır. Arazi meyilinin çok olduğu durumlarda yan duvarlar yüksek yapılmalıdır. Su baskını tehlikesi nedeniyle, havuzların dere ve akarsu yataklarına yapılması uygun olmaz (5,6).
3.1.2. Baraj tipi havuzlar
Akarsu eteği, bataklık ve benzeri düz yerlerde yapılan dört duvarlı havuzlardır. Havuz arazisinin toprağı yumuşak olduğundan, duvarları teras ve baraj tipi havuzlara göre daha geniş olmalıdır (5,6).
3.1.3. Çeltik tavası şeklinde havuzlar
Sel tehlikesi olmayanan küçük akarsu etekleri veya derelere enine duvar (set) inşa edilerek yapılan su toplama göletine benzer havuzlardır (5,6).
3.2. Kullanım Amaçlarına Göre Sazan Havuzları
3.2.1. Yumurtlatma havuzları
Yumurtlatma havuzları; işletmenin tipine, kurulduğu arazinin büyüklüğüne ve kapasitesine göre farklı büyüklüklerde olabilir. Yumurtlatma havuzlarının işletmenin güneşli ve rüzgârsız yerine tesis edilmesi ve etrafının yüksekçe çitle çevrilmiş olması, doğal yemlerin gelişmesi ve larvaların zararlılardan korunması açısından önemlidir. Sazanların yumurtlamasında, su girişinin müstakil olduğu Dubisch ve Hofer tipi havuzlar kullanılmaktadır (5,6,11).
3.2.1.1. Dubisch havuzları
Dubisch tipi, en yaygın yumurtlama havuzudur. Dubisch havuzlarının etrafında meyilli duvarları boyunca 30-40 cm genişliğinde 20-30 cm derinliğinde dört tarafını çevreleyen bir kanal vardır. Havuzun ortasında yumurtlama yatakları olarak adlandırılan otlu kısım bulunur. Dubisch havuzları kare şeklinde genellikle 100 m2 nadiren 250 m2 büyüklüğündedir. Havuzun derinliği ortada 30-40 cm ve yan kanallarda 60-70 cm’dir.
Dubish havuzları yumurtlama mevsimi dışında kuru tutulur. Havuzun orta kısmına suya dayanıklı sert çayır otları (Lolium perenne) ekilerek su doldurma zamanına kadar büyümeleri sağlanır. Otların boyu, 10 cm kadar olmalıdır. Damızlık balıklar otlar üzerine yumurtladıktan sonra su seviyesi düşürülerek, damızlıkların otsuz kanallarda toplanması ve buradan kolayca alınmaları sağlanır. Yumurtalar açılıp larva çıkışı olduktan bir hafta sonra larvalar, yumurtlama havuzlarının alt tarafındaki larva havuzlarına su akışıyla kayıpsız olarak alınır.
3.2.1.2. Hofer havuzları
Hofer havuzları genellikle soğuk bölgelerde kullanılır. Hofer havuzlarının duvarları su çıkış savağının önünde 0.8-1.0 m yüksekliktedir. Havuz tabanı yanlara doğru eğimlidir. Sığ kesim balıkların yumurtlama yeri olup, su bitkileri ile örtülüdür. Balıklar eğim nedeniyle, kendileri için uygun olan yumurtlama derinliğini ve ani hava değişikliklerinde de kendileri için uygun korunma yerini seçme şansı bulurlar.
3.2.2. Ön yavru büyütme (larva) havuzları
Larva havuzları, 100-1000 m2 büyüklüğünde, larvaların 3-8 hafta (genellikle 4-5 hafta) süreyle tutuldukları küçük ve sığ havuzlardır. Ancak, küçük olmaları kontrol açısından tercih edilmelidir (5,6,11).
3.2.3. Yavru büyütme havuzları
Yavru büyütme havuzları; yavruların 5-6 cm oluncaya kadar tutuldukları, larva havuzlarından biraz daha büyük (400 m2 ile 5 ha arasında genellikle 1 ha’dan küçük) ve su giriş-çıkışının fazla olmadığı havuzlardır. Kışı soğuk geçen ve kışlatma havuzu bulunmayan işletmelerde, yavru büyütme havuzlarının kıyı kesimlerinde derinlik 1.5-2.0 m yapılarak yavruların kışı sorunsuz olarak geçirmeleri sağlanır (5,6,11).
3.2.4. Büyütme havuzları
Bir yaşlı sazanların stoklandığı derinlikleri 1.0-3.0 m arasında değişen havuzlardır. Büyüklükleri 4000 m2’den hektarlara kadar değişir. Ancak, 400-500 m2 büyüklükte çok sayıda küçük havuz yapılması kontrolün kolay olması nedeniyle tercih edilmelidir (5,6).
3.2.5. Bakım ve besleme havuzları
İki yaşını tamamlayan sazanların stoklanarak pazar ağırlığına ulaştırılması için yoğun olarak beslendikleri havuzlardır (5).
3.2.6. Kışlatma havuzları
Kış mevsiminin uzun sürdüğü soğuk bölgelerde kullanılır. Sazan balıkları su sıcaklığı 10-12 °C’nin altına düşünce, kışlatma havuzlarına alınırlar. Kışlatma havuzlarında yemleme yapılmadığından stoklama oranı yüksek tutulur. Kışlatma havuzlarının derinliği, 2-3 m arasında, büyüklüğü ise stoklanacak balık miktarına göre değişir. Kışlatma havuzlarında stoklama; 5-10 adet /m2 S1 ve 2-4 adet /m2 S2 olacak şekilde yapılır. Oksijen tüketiminin artmaması için havuzların tabanında bitki ve çamur olmamalıdır. Ayrıca, su sirkülasyonunun iyi olması için su giriş ve çıkışı diagonal olarak yapılmalı ve su akışı yüksekten olmalıdır. Havuz duvarlarında %45 meyil olmalıdır. Su sıcaklığı 10 °C’nin üzerine çıktığında, sazanlar kışlatma havuzlarından alınır (5,6,11).
3.2.7. Stok ve pazarlama havuzları
Üretim havuzlarından hasat edilen balıkların pazarlanıncaya kadar bir kaç gün süreyle tutuldukları 500-1000 m2 büyüklüğünde, zemini toprak, beton veya taş blokaj havuzlardır. Havuzlara bol miktarda temiz su verilerek balıklardaki muhtemel çamur kokusu giderilmiş olur. Stok ve pazarlama havuzlarında tutulan balıklara yem verilmediğinden, pazarlama süresinin çok uzun olmamasına dikkat edilmelidir. Aksi halde, balıklarda ağırlık kaybı olur. Stok ve pazarlama havuzlarına 5-15 kg/m2 oranında stoklama yapılır. Su akışı, havuz suyunu en az günde iki defa değiştirecek şekilde düzenlenir. 1 kg balık için 10-15 lt/dk’lık su akışı, çamur kokusunun giderilmesi için yeterli olur (5).
3.2.8. Damızlık havuzları
Damızlık havuzlarının büyüklükleri işletmenin damızlık ihtiyacına göre değişir. Derinlikleri, 1 m kadardır. Damızlık havuzlarına verilecek su temiz ve sıcaklığı 15-17 °C olmalıdır. Üreme dönemi yaklaştığında su sıcaklığı çeşitli uygulamalarla 18-20 °C’ye çıkarılır.
3.3. Sazan Havuzlarının Yapısal Özellikleri
3.3.1. Havuz büyüklüğü
Küçük havuzlar, büyük havuzlardan daha verimlidir. 10 hektardan büyük havuzlar da iyi bakım ve gübreleme ile 1 hektar büyüklüğündeki havuz kadar verimli olabilir. Büyük havuzlarda mekanizasyon, verimli ve ucuz işgücü temin eder. Ancak, hastalıklarla mücadele bakımından büyük havuzlar daha masraflıdır. Büyük havuzlarda dezenfeksiyon zordur. Sazan havuzları alabalık havuzlarına göre daha büyüktür. Ancak, son yıllardaki eğilim, az sayıda büyük havuz yerine çok sayıda küçük havuz kullanma şeklindedir. Küçük havuzların en önemli avantajı, denetimin kolay olması ve herhangi bir hastalık görülmesi durumunda az sayıda balığın zarar görmesidir. Ancak, havuz büyüklüğünü su, arazi, toprak özellikleri ve işletmenin tipi gibi değişik faktörler etkilediğinden havuz büyüklüğüyle ilgili kesin bir ölçü vermek zordur. Asya’dan Uzak-Doğuya gidildikçe sazan havuzları küçülmektedir. Avrupa’da 5.000 m2′den büyük, Güney Avrupa’da ise 4-5 hektara varan büyüklüktedir. Çinde 1.000-4.000 m2 arasında olan sazan havuzları, sazanın en iyi geliştiği Java adasında, 30 m x 50 m boyutlarındadır. Afrika’da aile işletmelerinde ise daha küçüktür. Görüldüğü gibi sazan havuzlarının büyüklüğü bölgenin özelliklerine göre değişmektedir (5,6,11).
3.3.2. Havuz derinliği
Sazan havuzlarının derinliği de arazi ve toprak özellikleri, iklim durumu ve hafriyat giderleri gibi ekonomik faktörlere bağlıdır. Genel kural, balık büyüdükçe havuz derinliğinin arttığıdır. Büyük sazanlar 30 cm’den daha sığ kıyıları kullanamazlar. Büyük sazanların yerleştirildiği havuzlarda sığ kıyılar mümkün olduğu kadar az olmalıdır. Büyütme havuzlarının derinliği 50-100 cm besleme havuzlarının derinliği ise, 150 cm civarında olmalıdır. Sığ havuzların faydaları olduğu kadar zararları da vardır. Faydaları;
- Daha iyi ışık geçirgenliği ve daha yüksek sıcaklık sağlamaları,
- Fitoplankton gelişmesini teşvik etmeleri,
- Daha iyi su sirkülasyonu ve daha iyi havalanma sağlamaları ve
- Az hafriyat gerektirdiklerinden ucuz olmaları
şeklinde sıralanabilir. Sakıncalı yönleri ise,
- Soğuk bölgelerde havuz yüzeyinin buz tutması nedeniyle buz tabakası altında kısa sürede oksijen yetersizliği görülmesi,
- Saz ve kamış gibi sert su bitkilerinin gelişmesinin hızlı ve büyük miktarda olması,
- Havuza gelen suyun azalması veya kısa vadeli kesilmesi durumunda alçalan su seviyesinin balıklar için zararlı olabilmesi,
- Doğal yem üretimi için havuzlara verilen gübrenin büyük kısmının sazlar ve kamışlar tarafından tüketilmesi ve
- Küçük balıkların sazlar ve kamışlar arasına yerleşen yılan ve kaplumbağalar tarafından zarar görme riski
olarak sayılabilir (5,6).
3.3.3. Havuz duvarları - setler
Sazan havuzlarının duvarlarının meyili; duvarın hafriyatına ve yığılacak toprak miktarına, toprağın yapısına, havuz büyüklüğüne ve bölgenin iklim koşullarına göre 1/2-1/4 arasında değişir. Meyil 1/2′den fazla (b>45°) olduğunda, duvar toprakları havuz içerisine dökülür. Havuz alanı büyüdükçe meyil de 1/2′den 1/4′e düşer. Duvarların dış tarafında 1/1′lik meyil olması yeterlidir (5).
Havuz duvarları yığma toprak olduğunda, iyi sıkıştırılmış olmalıdır. Toprağın yığıldığı taban kısmında ot, humus tabakası ve çalı benzeri bitkiler bulunmamalıdır. Yığma yapılacak yüzeydeki ot ve bitkiler 15-20 cm derinliğe kadar temizlenir. En iyisi, duvar yapılacak kısımda 1.0-1.5 m genişliğinde ve 30-40 cm eninde bir şerit açmak ve killi toprağı bu şerit üzerine yığmaktır. Yeterince killi toprak bulunamazsa, duvarın 40-50 cm genişliğindeki kısmının killi topraktan yapılması uygun olur. Duvar toprağı az killi ve geçirgen ise duvar daha kalın yapılmalı ve ot tohumu ekilip kuvvetlendirilerek erozyon önlenmelidir (5).
Havuz yapımında taban verimli, yan duvarlar ise verimsiz topraklardan yapılmalıdır. Havuz duvarları, %5-10 oturma ve çökme payı dikkate alınarak su seviyesinden 40-60 cm kadar yüksek olmalıdır. Havuz duvarlarının taban ve üst kısımlarının genişliği, arazinin meyiline, toprağın yapısına, havuzun büyüklüğüne, işletmenin tipine ve kapasitesine bağlı olarak değişir. Yemleme ve hasatın kolay olması için havuz duvarlarının üst kısımları geniş olmalıdır. En iyisi birkaç havuza hizmet edecek şekilde havuz aralarında 3-4 m genişliğinde, betondan veya sertleştirilmiş setler yapılmasıdır. Bu şekilde, araç geçişi de sağlanmış olur. Sızmaya ve çatlamaya neden olacağından, havuz duvarlarına ağaç dikilmemelidir. Rüzgârın oluşturacağı toprak erozyonunu önlemek için ağaç dikilmesi gerekiyorsa, duvarların arka tarafında emniyetli mesafe bırakılmalıdır (5,6)
3.3.4. Çevre kanalları
Sazan havuzlarındaki çevre kanalları, besin maddelerinin su akıntısıyla havuzdan akıp gitmesini önlemek ve havuzları sel ve taşkından korumak için yapılır. Çevre kanalları, balık hasatının rahat yapılabilmesi için hasat çukuruna devamlı su sağlanmasında da yardımcı olur. Çevre kanallarının derinliği ve genişliği, havuzun büyüklüğü ve suyun debisine göre değişir. Çevre kanallarının yapımında yağmur suyu da dikkate alınmalıdır. Çevre kanallarının meyili, kanalın derinliğine bağlıdır. Kanal derinliği arttıkça meyil azalır. Çevre kanallarının kenar meyili genellikle 1/1′dir. Ancak, gevşek topraklarda ve büyük su akıntısı tehdidi olan yerlerde meyil, 1/1.5 olmalıdır. Aşınma nedeniyle, çevre kanallarının havuz duvarlarına çok yakın olarak inşa edilmemesi gerekir. Kanallardaki aşınmayı önlemek için kanal tabanına kil takviye edilir. Çevre kanalları su sızdırdıklarında, havuzlar tam olarak kurutulamayacağından, iyi bir bakım ve dezenfeksiyon yapılamaz. Çevre kanallarının su sızdırması durumunda, havuzdaki su seviyesi düştüğü gibi havuzun çukur yerleri su ile dolduğundan, buralardaki saz ve kamışların sürekli büyüme olanağı bulmaları nedeniyle, ot savaşı engellenir (5).
3.3.5. Havuz tabanı
Sazan havuzlarının tabanında ‰3 meyil olması yeterlidir. Eğim, ‰1′den az olduğunda, havuz suyu tamamen boşaltılamaz. ‰5′den fazla meyil olduğunda, havuzun verimli çamur tabakası derinlere doğru kayar. Havuz tabanının ortasında ana drenaj (su boşaltım) kanalı bulunur. Kanalın büyüklüğü ve derinliği havuz büyüklüğüne göre değişir. 1-3 ha büyüklüğünde havuz için 45-60 cm derinlik ve 90-140 cm genişlik yeterlidir. Havuzların bakım, dezenfeksiyon ve gübreleme işlemlerinin makinayla ve kolaylıkla yapılmasını sağlamak için havuz tabanında sayıları havuz büyüklüğüne göre değişen ve ana drenaj kanalına açılan kenardan ortaya doğru balık sırtı şeklinde boşaltım kanalları bulunur (5).
3.3.6. Su girişi ve çıkış savakları
Su akışının kontrolü, havuza yabancı ve zararlı balık girişini engellemek için gerekli önlemlerin alınmasına olanak sağladığından, havuza su girişinin mümkün olduğu kadar yüksekten olması arzu edilir.
Havuzdan su çıkışı, boşaltım savakları ile sağlanır. Boşaltım savakları havuz suyunun seviyesinin ayarlanmasına ve havuz suyunun boşaltılmasına hizmet eder. Çıkış savağı, ahşap veya betondan yapılır. Çıkış savağı, ana drenaj kanalının sonunda ve havuz duvarının alt kısmından (duvardan) biraz içeridedir. Duvarla savak arasındaki mesafenin en az 30-50 cm olması önerilir. Su çıkış savağı dikdötgen prizma şeklinde olup, arka arkaya üç kapağın konulmasına yarayan 3 yiv (yuva) bulunur. 1. yive balıkların kaçmasını engellemek için demir tel ızgara, 2. ve 3. yivlere 10-20 cm genişliğinde ve üst üste konulduğunda su sızdırmayacak şekilde birbirine geçmeli tahta kapaklar yerleştirilir. 1. yive yerleştirilen tel ızgara havuzdaki su derinliği kadar yükseklikte olabileceği gibi su yüzeyinden tabana doğru belli bir yüksekliğe kadar da olabilir. Tahta kapaklar, havuzdaki su seviyesini ayarlamaya ve havuz suyunu tabandan veya üstten boşaltmaya yarar. Su çıkış savağının tabanına balıkların zarar görmemesi için tercihen plastik su tahliye borusu monte edilir (5).
3.3.7. Balık toplama yeri ve hasat çukuru
Balık hasat çukuru, ana tahliye kanalının bitiminde su çıkış savağının önünde ana tahliye kanalı genişletilerek ve derinleştirilerek daha derin ve geniş kanal şeklinde yapılabilir. Hasat çukurunun tabanı ve duvarları taş blokaj veya betondan yapılır. Çevre kanalından sürekli gelen taze suyla beslenme şansı ve çevre kanalının bir parçası olarak düşünülmesi nedeniyle, hasat çukuru genellikle havuz dışına yapılır. Bu durumda, su çıkış borusunun çapı, 25-30 cm olmalıdır.Hasat çukurunun boyutları, havuzun büyüklüğüne ve işletmenin kapasitesine (hasat edilecek balık miktarına) bağlı olarak değişir. 10 ha büyüklüğündeki bir havuz için 0.5-1.0 m eninde ve 2.30-2.00 m boyunda bir hasat çukuru yeterlidir. Hasat çukurunun temel özelliği, hasatın kolay yapılmasını sağlamasıdır. Hasat çukurunda hasat edilen balıklar, yakınındaki toplama yerine taşınarak taze suya yerleştirilirler. Böylece çamur kokusundan arındırılmış olurlar (5,6).

Kategori Kategorilenmemiş | Yorum yok »

ALABALIK YETİŞTİRİCİLİĞİ

Temmuz 25th, 2008 Yazar admin

ALABALIK YETİŞTİRİCİLİĞİ HAKKINDA

1-Giriş
Türkiye’de iç su balıkları yetiştiriciliği denildiğinde ilk akla gelen gökkuşağı alabalığıdır. Dünyada ve ülkemizde yaygın biçimde yetiştirilmektedir. 2002 yılında alabalık 42,572 ton üretim ile iç su balıkları kültürünün %53’ünü oluşturmaktadır. Bu rakam toplam balıkçılığımızın da %7.3’üne eşittir.
Alabalık yetiştiriciliği neden yaygındır?
· kolay yem alır
· yem değerlendirme yeteneği yüksektir
· kısa sürede pazar boyuna ulaşır
· pazar problemi yoktur
Alabalıklar soğuk, berrak, hızlı akan suları tercih ederler. Saldırgan ve etçil balıklardır. Alabalıklar yetiştiricilik bakımından iki büyük sınıfa ayrılır.
1. Hayatlarının tüm safhalarını nehir, göl gibi tatlı sularda geçirenler. Örneğin; gökkuşağı alabalığı, dere alabalığı
2. Hayatlarının bir kısmını tatlı suda geçirip, sonradan deniz suyuna göç edenler. Bunlara som balıkları adı verilir. Atlantik som balığı 30 gr.’dan büyük, pasifik som balığı da 20 gr.’dan büyük ağırlığa ulaşıncaya kadar tatlı suda bulunurlar. Bu büyüklükten sonra deniz suyunda yaşayabilecek özellikleri kazanırlar.

Som balıklarının deniz ortamına geçişi engellendiğinde yaşama ve gelişme oranları düşer. Deniz suyu ortamında bir-üç yıl beslenirler. Cinsi olgunluğa eriştikten sonra üremek için tatlı sulara giriş yaparlar.
Som balıklarının yetiştiriciliği iki aşamalı olarak tatlı su ve deniz suyu ünitelerinde gerçekleştirilir. Karadeniz’in acı su özelliğinden dolayı Atlantik som balığı yetiştirme denemeleri yapılmıştır. Ancak yaz aylarında yüksek sıcaklık (26 derece) nedeniyle bazı problemler ortaya çıkmıştır.

2- Su özellikleri:
Alabalık üretimi yapılacak bölgede en önemli konu bol ve kaliteli suyun olmasıdır. Kaynak suları, akar suları, göl ve yer altı suları alabalıkların farklı yetiştirme dönemlerinde kullanılabilmektedir. Alabalıklar soğuk su balığıdır. Yıl içinde su sıcaklığı 5 derecenin altına düşmeyen, 20 dereceyi geçmeyen sularda rahatlıkla yetiştirilebilmektedir. Ancak, alabalıkların her dönemine göre uygun su sıcaklıklarında tutulması en uygun yaşama ve gelişme için son derece önemlidir.
Gökkuşağı alabalığının sıcaklık istekleri aşağıda belirtilmiştir.
· kuluçka dönemi 10-12 derece
· yavru dönemi 12-15 derece
· besi dönemi 15-18 derece
Alabalıklar bol oksijenli suları tercih ederler. Sudaki oksijen oranı en az 6 mg/lt. olmalıdır. Sudaki doğal karbondioksit oranı 6 ppm.’den az, pH ise 6.7–8.2 arasında olmalıdır.
Suyun bulanmasına sebep olan alçı taşı, odunumsu lifler, kömür artıkları ortamda bulunmamalıdır. Bu maddeler 25 ppm.’yi geçtikten sonra suyun fiziksel olarak kirlenmesine sebep olurlar. Özellikle balık yumurtaları ve larvalarına son derece zararlıdır.
Su miktarı, su kalitesiyle birlikte balık çiftliğinde en önemli etkiye sahiptir. Özellikle yazın sıcaklarda yeterli miktarda su temini kesinlikle zorunludur. 15 derece tatlı suda her 100-150 kg alabalık için 1 lt/sn. su gereklidir. Bol ve taze su temin etmek şartı ile bir metre derinliğindeki havuzlara bir metrekare su alanında 10-15 kg balık yetiştirmek mümkündür. Daha fazla balık olması durumunda suya dışarıdan oksijen ilavesi gerekir.
İşletme kurulacak olan bölgede suyun havuzlara giriş ve çıkışı arazi eğiminde yararlanılarak sağlanmalıdır. Arazide havuz yapımı için %1 eğim gerekmektedir. Suyun havuzlara açık kanallar ile getirilmesi oksijen kazandırma açısından son derece önemlidir.

3.Yavru Üretimi
3.1 Anaç Balık Seçimi ve Bakımı
Gökkuşağı alabalığı ve som balıklarında yavru elde edilmesi hemen hemen benzer yöntemlerle gerçekleştirilmektedir.
Yavru balık üretiminde kullanılacak olan anaç balıklar özel bir bakıma tabi tutulurlar. Alabalıklar, cinsi olgunluğa 2-3 yaşta ulaşırlar. Anaç balıklar havuzlarda 3kg/m3 olacak şekilde stoklanır. Yumurtlama döneminden bir iki ay önce anaçlara verilen yem miktarı azaltılır.
Anaç balıkların beslenmesinde hayvansal protein bakımından zengin ve dengeli yemler kullanılmalıdır. Taze balık, karides, midye, vitaminlerle takviye edilerek yumurtaların doğal şekilde gelişmesi sağlanır. Sonbahar aylarında anaçlar iç güdüleri gereği su kaynağına doğru yüzmek isterler. Bu devrede yemleme kesilmelidir. Bu dönemde havuzlar boşaltılır.
Anaçlar dişi-erkek ayrımına tabi tutularak, farklı havuzlara alınırlar. Erkek balıklar alt çenenin üste doğru kıvrım yapması ve karnı hafif sıvazlandığında sperm gelmesiyle ayırt edilir. Dişi balıkların ise karnın şişmiş ve anüs dışarıya hafif çıkıktır.
Anaçlar ayrıldıktan sonra, en az haftada bir kez cinsi olgunluk durumu kontrol edilmelidir. Yumurtalar ovaryum içinde serbest hale geçtiğinde karın hafif sıvazlandığında anüsten çıkabilmektedir. Alabalık yumurtasının çapı 3.5–5 mm. arasındadır. Erkek balıklarda olgunluk tam ise hafifçe sıvazladığında beyaz ve kremsi sperm kolayca dışarı çıkmaktadır. Olgun yumurtalar rahat bir şekilde sağılabilir. Yumurtaların ovaryum içinde olgun kalma süresi sekiz gündür.
Yumurtalar sağılmaz ise vücut tarafından alınır ve balığa zarar verebilir. Aşırı olgun yumurtalardan; erkeklerin fazla olduğu ve aralarında çoğunun sakat olabileceği larvalar elde edilir. Ayrıca, döllenme, sağılma ve kuluçka esnasındaki kayıplar normalden fazla olur. Yumurtalar yeterince olgunlaşmadığında da durum aynıdır.
Anaç miktarı elde edilmesi istenen larva sayısına göre tespit edilir. Bir kilogram ağırlığındaki bir dişinin 1500-2000 yumurta verebileceği kabul edilir. Bir milyon yumurta için 500-750 kg dişi balık gerekmektedir. Dişi balık sayısının üçte biri kadar da erkek balığa ihtiyaç vardır.
Üreme mevsiminde erkek balıklar birden fazla kullanılabilir. Genellikle iki erkek balığın sperması dört dişiden alınan yumurtaları döllemek için kullanılır. Anaçlar için uygun ağırlık 350-1000 gram arasındadır. Anaçlar arasından sağlıklı ve iyi gelişenler havuz yaşamına uyum, hastalıklara dayanılılık, yemi iyi değerlendirme gibi özellikler de dikakate alınarak seçilirler. Döl alım yaşı alabalıklarda iki-dörttür. Altı-yedi yaşlarındaki balıklar anaçlıktan çıkarılır. Bu yaştan sonra kısırlık oranı %50-80’e ulaşır.
3.2 Yapay Dölleme
Su sıcaklığı yumurtlama mevsimini çok etkiler. Alabalıklar 7-13 derecedeki su sıcaklıklarında yumurta verirler. Suyun hareketi de cinsi olgunlaşmada etkilidir. Alabalıklar, hızlı akan sularda daha erken olgunlaşırlar.
Işık da yumurtlama mevsiminde etkilidir. Alabalıklar, gün ışığının az veya günün kısa olduğu yerlerde erken yumurtaya gelirler. Gündüz havuzlar örtülür. Işıktan koruma yardımı ile günde 6-8 saat ışıklandırmaya izin verilir. Uygulama sonucu Haziran-Temmuz aylarında yumurta almak mümkündür.
Yumurtalar olgunlaşınca, kuru yöntemlerle döllenme yapılabilir. Kuru kap içine önce yumurtalar sağılır. Sonra üzerine spermler sağılır. Tavuk, kaz gibi hayvan tüyleri ile yumurta ve spermler karıştırılır. Yumurtaların üzerini örtecek kadar su ilave edilir. Döllenmesi sağlanır. 20 dakika dinlenmeye bırakılan yumurtalar su alarak şişer ve büyür. Spermler su içinde iki dakikadan fazla kaldığında dölleme güçlerini kaybederler. Bir damla sperma 10000 yumurtayı dölleyebilecek miktarda spermatozoit ihtiva eder.

3.3. Yumurta Kuluçkalama
20-30 dakika dinlenmeden sonra yumurtalar yıkanır ve kuluçka tavalarına yerleştirilir. Tavalar üç metre uzunluğunda ve yarım metre eninde havuzlara konur. Kaliteli yumurta elde edebilmek için alabalıkların bulundukları suyun sıcaklığı 10-12 derece olmalıdır. 50×50 cm’lik tavaya 10000 yumurta yerleştirilir.
Yumurta gelişim evresinde su alma ve sertleşme döneminden itibaren 48 saat içinde yumurtalar ayıklanabilir, sayılabilir. Kısa mesafelere taşınabilir. Bu sürenin sonundan alabalık yumurtasında göz teşekkül edinceye kadar (10-11 derecede 15 inci güne kadar embriyo gelişimi olur) yumurtalar hiçbir şekilde hareket ettirilmez. Güneş ışığından korunur. Yumurtalar gözlü hale geldiğinde hareket ettirilebilir. Uzak bölgelere taşınabilir.
Kuluçka dönemi boyunca 1000 yumurta için dakikada yarım litre su sağlanmalıdır. Kuluçhaneye gelen suyun tortudan, milden arınmış olması gerekir. Yumurtalar güneş ışığından kesinlikle korunmalıdır. Su sıcaklığı 14 derecenin üzerine çıktığında yumurtalarda mantar enfeksiyonu görülebilir. Buna karşı malahit yeşili, formol gibi dezenfektanlar kullanılabilir. Ölü yumurtalar mat beyaz olurlar. Ortamdan uzaklaştırılmalıdırlar.
Gözlü dönemin sonunda yumurta gelişmesini tamamlar ve açılır. Kuluçka devresi su sıcaklığına bağlıdır. Kuluçka devresi, yumurta döllendikten sonra 10 derecede 30 gün, 14 derecede 21 gün sürer.

3.4.Yavru Bakımı
Yavru bakımı ve beslenmesi larvaların besin kesesini tükettiği 15 inci günden itibaren başlar. Yavru alabalıkların ilk beslenmesi yalakalarda olur. Üç-dört hafta sürer. Yem olarak; ezilmiş dalak, karaciğer, protein oranı yüksek granül yemler kullanılabilir. Yem, her saat başı balık doyuncaya kadar verilmelidir.
Bu dönemde 1000 balık yavrusu için dakikada bir-iki litre su akışı yeterlidir. Su sıcaklığı 12 derece olmalıdır. Bir aylık dönem için metrekareye 10000-30000 yavru stoklanabilir. Bir aylık yavrular kuluçkahaneden ön büyütme havuzlarına üzerleri kapalı olacak şekilde yerleştirilir. Balıklar 10 gr oluncaya kadar direkt güneş ışığından korunmalıdır. Bir metrekübe; bir aylık (3 cm) yavrular 3000 adet, dört aylık (7 cm) yavrular 1500 adet kadar stoklanırlar.

3.5. Porsiyonluk Alabalık Yetiştirme
İlk kıştan sonra alabalık yavruları büyüklüklerine göre sınıflandırılır ve beslenme havuzlarına yerleştirilirler. Bu havuzlar 3-4 metre en, 10-20 metre boy ve bir metre derinliğe sahiptirler. Havuzlardaki hasat yoğunluğu 10–15 kg/m2’dir. Bu dönemde en uygun su sıcaklığı 17 derecedir.
Ülkemizde su sıcaklığına bağlı olarak alabalıklar 10-14 ayda 250-300 gr (porsiyonluk) ağırlığa ulaşabilmektedirler. Yıl boyunca salgın hastalıklara rastlanmaz ise %5–10 mortalite normaldir. Alabalık beslenmesinde %40–45 protein %9-10 yağ içeren pelet yemler kullanılmaktadır.
Alabalıklar genetik müdahaleler yapılarak, en kısa sürede satılabilir boya getirilebilmektedirler. Bu amaçla, tüm balıkların dişileştirilir ve kısırlaştırılırlar. Yurtdışındaki alabalık çiftliklerinde gelişen teknoloji sonucu metrekareye 60 kg stok yoğunluğuna ulaşılmıştır.
Ülkemizdeki alabalık üretiminin gelişmesi için; çiftliklerinin mekanizasyona önem vermesi, yumurta ve yavrular üzerinde genetik müdahalelerin uygulanması zorunlu görülmektedir.

Kategori Kategorilenmemiş | Yorum yok »

FİĞ

Temmuz 19th, 2008 Yazar admin

     Tek yıllık bir yem bitkisidir.Baklagiller familyasından olduğu için tarlayı yormaz. Yetiştiği toprağa bir miktar azot kazandırır. Fiğ iyi bir münavebe bitkisidir. Fiğin hem otu hem de tanesi proteince zengin olduğu gibi enerji miktarı da yüksektir. Fiğin arpa ve yulaf ile karışık olarak yetiştirilmesi önerilir. 

 ADİ FİĞ 

     Ülkemizde en çok ekilen fiğ çeşididir. Çiçekleri mor renktedir. Yatmaya ve soğuğa dayanıksızdır. Kurağa karşı duyarlıdır.

     EKİLİŞİ:

      Sahil bölgelerinde sonbahar da, kışı soğuk geçen bölgelerde erken İlkbahar da ekilmelidir. – 8 0 C ye kadar dayanır.

      Orta ve ağır bünyeli kireçli topraklar da yetişir. Hafifi topraklar da adi fiğ iyi yetişmez. Böyle topraklar da tüylü fiğ daha iyi yetişir.

     Tohumları büyük olduğundan yonca ekiminde olduğu gibi tohum yeri hazırlığına gerek yoktur. En uygun ekim derinliği 3-4 cm dir.

      Mibzerle ekim de dekara 10-12 kg,serpme ekimde ise 15-20 kg tohum atılır. Ilıman bölgeler de sert iklimli bölgelere göre daha az tohum kullanılmalıdır.

      Sonbahar ekilişi yağışlardan sonra toprak tava geldiği zaman yapılmalıdır. İlkbahar ekilişi ise erken İlkbahar da yapılmalıdır.

      Ekimden önce dekara 10-12 kg T.S.P veya D.A.P gübresi verilmelidir. Gübre verilmesi hem tane hem de ot verimini artırmak için önemlidir.

      Ot için ekildiği zaman yatmayı önlemek ve yemin kalitesini artırmak amacıyla arpa veya yulafla karışık ekilmesinde yarar vardır. Karışımda ki tahıl oranı 1/3-1/2 arasında olmalıdır. 

      ADİ FİĞ VERİMİ: 

      Ot için alt baklalar dane bağladığında biçilmesi en uygunudur. Adi Fiğden dekardan 500-600 kg kadar kuru ot alınabilir.

     Tohum için ekildiğinde olgunlaşma döneminde baklalar çatlar. Bu nedenle tohum zayiatını önlemek amacıyla hasadın sabahın erken saatlerinde yada havanın bulutlu olduğu zamanlarda yapılmalıdır. Adi fiğde tane verimi 100-200 kg/da kadardır.

     Fiğlerin biçim Zamanı ve Kurutulması:  Fiğler %25-50 çiçeklendiğinde biçilmelidir. Bakla meydana gelmeden biçilmelidir.   

     MACAR FİĞİ 

      Beyaz renkli çiçekleriyle diğer fiğ çeşitlerinden kolaylıkla ayrılabilir.  Macar fiği soğuğa dayanıklıdır. Adi fiğin kışlık ekilemediği yerlerde kışlık ekilebilir.  Sonbahar da ekildiğinden İlkbahar da erken gelişir. Ot için Mayıs ayında biçilerek yerine Mısır,Ayçiçeği veya Sorgum ekilebilir.  Kışlık bir fiğ çeşidi olduğu için ilkbaharın kuraklığına dayanır.  Ot verimi yüksektir. Dekardan 700-800 kg kuru ot alınabilir.  Tane verimi yüksektir. Dekardan 200-300 kg verim alınabilir  Hasat sırasında taneler çatlamadığı için adi fiğde olduğu gibi tohum zayiatı olmaz.  Yatmaya karşı dayanıklı olduğu için biçimi kolaydır. 

      MACAR FİĞİN EKİMİ: 

      Sonbahar da ekilmelidir. Orta ağır ve ağır kireçli topraklarda daha verimlidir.  Macar fiği tohumları daha küçüktür.Serpme ekimde dekara 12-15 kg,mibzerle ekimde dekara 8-10 kg tohum atılmalıdır.  Ot için tahıllarla karışımda tahılların oranı 1/3-1/2 olabilir. Kışı ılıman geçen yerlerde yulafla kışı sert geçen yerler de kılçıksız buğdayla beraber ekilmesi tavsiye edilir. Silaj için arpa veya buğdayla beraber ekilebilir.

      MACAR FİĞİN BİÇİMİ:  Çiçekte biçilmelidir. Geciktirilirse biraz acılaşır. Acılık süte de geçer. Tahıllarla karışık ekilirse bu acılık ortadan kalkmaktadır.  Fiğin tanesi de besin maddesince zengindir. Dane fiğ kırılarak inek başına 1,5-2 kg/ gün olarak verilebilir. Fazlası kabızlık yapar. Fazla verilirse içinde ki acı maddeler. Sütün kalitesini düşürür.

Kategori Kategorilenmemiş | Yorum yok »

Silajlık Mısır Yetiştiriciliği

Temmuz 19th, 2008 Yazar admin

Silajlık Mısır Yetiştiriciliği

 

1- GİRİŞ: Ekimi yapılacak bölge için en uygun silajlık hibrid mısır çeşidi seçilmelidir. Çeşit seçiminde birinci veya ikinci ürün olarak ekilme durumu etkilidir. Birinci ürün olarak ekilecekse vegetasyon süresi uzun çeşitler,ikinci ürün olarak ekilecekse vegetasyon süresi kısa çeşitler seçilmelidir.

2- TOPRAK HAZIRLIĞI: Tohum yatağı temiz yabancı otlardan arınmış,iyi işlenmiş ve tavlı olmalıdır. Birinci ürün olarak ekilecekse toprak Sonbahar da 15-20 cm derinlikte sürülerek kışa bırakılmalıdır. İlkbahar da diskaro veya tırmıkla 10-12 cm derinlikte ikileme yapılmalı ve sürgü ile tarla düzeltilmelidir.

3-EKİM ZAMANI,EKİM ŞEKLİ VE SIKLIĞI: Optimum çimlenme için toprak sıcaklığının 15 C o olması gerekir. Mısır bölgede son don tehlikesi geçtikten sonra ekilmelidir. 9-10 C 0 nin altında ki sıcaklıklarda çimlenme ve çıkış zayıf olmakta ve birim alandan alınan verim azalmaktadır. İlkbaharda toprakta suyun bulunması toprağın soğuk,toprakta havanın bulunması toprağın sıcak olması demektir. Bu nedenle toprak mümkün olduğu kadar gevşetilmeli ve parçalanmalıdır. İşlenen toprak derinliği fazla olmamalı,tohum derine düşmemeli ve tohum sıcak bölgede kalmalıdır.  Ekim sıklığı silaj verimi ve kalitesi üzerine etkilidir. Silajlık mısır mibzerle sıra üzerine ekilmelidir. Makineli hasat için bu şarttır. Sıra üzeri mesafe arttıkça bitki sapları daha kalın ve selüloz oranı daha fazla olmaktadır. Sıra üzeri mesafe azaldıkça bitki daha ince saplı ve daha uzun olmaktadır. Belirli bir sıklıktan sonra bitkiler güneş ışığı ve bitki besin elementi için aşırı rekabet yaptıklarından dekara verim düşmektedir. Silajlık mısır da ekim sıklığı tane mısır için önerilen ekim sıklığından %10 daha fazla olmalıdır. Silajlık mısır da dekara ortalama 7000-10 000 bitki olması istenir. Sıra arası 45-60 cm,sıra üzeri 15-20 cm olması uygundur.  Ekim derinliği 4-5 cm olmalıdır.  Dekara ortalama 5-6 kg silajlık mısır tohumu ekilmesi yeterlidir.  İkinci ürün silajlık mısırdan fazla verim almak için hububat hasadından sonra mümkün olduğu kadar çabuk ekilmelidir. Seyreltme en geç 3 hafta içinde bitki boyu 10-15 cm ye gelince yapılmalıdır.

4-GÜBRELEME: Ekimden 7-15 gün önce pulluk altına %21 lik amonyum sülfattan dekara 30 kg verilmelidir. Ekimle birlikte %14-16 lık süper fosfattan dekara 35 kg verilmelidir. Eğer toprak ekimden 7-15 gün önce sürülmemiş ve %21 lik amonyum sülfat gübresi verilmemişse ,bu gübre ekim sırasında süper fosfatla karıştırılarak verilmelidir. 18-20 kg DAP ile 45 kg Amonyum sülfat kullanılmalıdır.  Azotlu gübreler imkanlara göre 2-3 defada da verilebilir. Üçte biri ekimle,üçte biri sapa kalkmadan önce,üçte biri de tepe püskülü çıkmadan hemen önce verilmelidir. Dekara verilecek saf azot miktarı 20 kg a kadar çıkarılabilir. Dekara verilecek saf fosfor miktarı nın 6-10 kg ı ekimle birlikte verilmelidir. Mısırda gübreleme 3 devrede yapılacaksa ,ekimle birlikte 20-20 amunyum nitrat veya üre gübresinden dekara 6 kg,tepe püskülü çıkış devresinde de dekara 6 kg üre verilmelidir. İki devre de gübreleme yapılacaksa ekimle birlikte 20-20 gübresinden dekara 8-9 kg ,sapa kalkma döneminde dekara 11-12 kg saf üre veya amonyum nitrat gübresi verilmelidir.  Azot noksanlığında yaprakların her tarafında aynı olmak üzere yeşil veya sarımsı yeşil bir renk görülür,ayrıca bitkilerde zayıf büyüme görülür. Asıl olarak gübre toprak analiz sonucuna göre verilmelidir.

5-SULAMA: Sabah saat 9 dan önce veya akşam üzeri bitkide solgunluk görülürse sulama yapılmalıdır. İyi bir verim almak için normal şartlarda dört sulama yapmak gerekir. Birinci sulama; Birinci ara çapası ve seyreltmeden sonra bitki boyu 10-15 cm olduğunda,İkinci sulama; Boğaz doldurma ve 2. ci azotlu gübrenin verilmesinden bitki boyu 25-30 cm olduğunda,Üçüncü sulama; Bitkiler tepe püskülü çıkarmadan 4-5 gün önce ,dördüncü sulama; bitkiler tepe püskülü çıkardıktan 7-10 gün sonra süt olumu devresinde yapılmalıdır.  Sulamaların zamanında yapılmaması halinde özellikle tepe püskülü çıkarma devresine susuz giren mısırlar büyük ölçüde verim kaybına uğrarlar.

6-ÇAPA, YABANCI OT VE ZARARLILARLA MÜCADELE: Çıkıştan itibaren mısırlar tarlaya traktör giremeyecek boya erişinceye kadar 2-3 kez ara çapası yapılmalıdır. Traktörle çapalanamayan sıra üzerleri de daha sonra elle çapalanmalıdır. İlk çapa, bitkiler 10-15 cm lik boya ulaştığında, 2. çapa bitki boyu 40-50 cm olunca yapılmalıdır.  Yabancı ot verimi önemli ölçüde düşürür. Önemli mısır zararlılarından bozkurt fide döneminde,mısır koçan kurdu ve Afitler ise bütün gelişme devrelerinde zarar yaparlar. Kimyasal ilaç mücadelesi ve çapa yapılmalıdır. Zararlılar :Agrostis ispilin,ara toprak kurdu,mısır yaprak biti,darı sineği,yeşil kurt,mısır koçan kurdu,mısır maymuncuğu ve mısır baş yastığı. L.yıl silajlık mısır+l yıl fiğ veya fiğ-arpa,veya l yıl silajlık +l yıl dane mısır ekimi yapılabilir. Diğer işler tane mısır da olduğu gibidir.

5-BİÇİM (HASAT):  Bitkiler erken hasat edildiğinde suca zengin karbonhidratça fakir,geç hasat edildiğinde ise çok sert taneli ve olgunlaşmış (selüloz oranı artmış) saplı bir yem elde edilir. Biçime sabah kırağı kalktıktan sonra gidilmelidir. Birinci ürün olarak ekilen silajlık mısır da tanelerin en az %35 i hamur olumu devresinde olmalıdır. Taneler çok sertleşirse hayvanların dışkısı ile dışarı atılır. Hamur olumu devresi süt olumu devresinden 20-25 gün sonra oluşur. Hasat zamanı gelen mısır tanelerinin üzeri çukurlaşmıştır. Taneler süt olumu devresin de biçilmemelidir. Taneler tırnakla zorla ezilmelidir.  Dekardan kaldırılacak besin maddeleri açısından silajlık mısırlar için en uygun biçim zamanı bitkinin %30-35 oranında kuru madde taşıdığı fizyolojik olum devresidir. Be devre danelerin süt olum devresinden çıkarak sarı bir renk aldığı dönemdir. Bu dönemde koçanlar saman rengini olmakla birlikte gövde ve yapraklar yeşildir. Daneler koçandan klayca kırılabilir. Daha dikkatli bakıldığında dane ile koçanın birleşme noktasında siyah bir tabakanın teşekkül ettiği görülür ki bu da fizyolojik olgunluğun bir işaretidir.  İkinci ürün olarak ekilen silajlık mısırlarda mevsimin ilk donları dikkate alınarak hamur olumu devresini beklemeden de biçim yapılabilir. Bitki gövdesi kırılıp dişlendiği zaman ağıza şekerli bir tat veriyorsa hasat edilmelidir. Mısır 10-15 cm yukarıdan biçilmelidir.  Her şeye rağmen hasıl mısıra tarlada soğuk vurmuşsa,bitkinin gövdesinde ve sömeklerinde nem olacağından silaj yapmaktan vazgeçilmemeli silaj yapılmalıdır. Ancak böyle bir silajın kalitesi yeşil mısırdan yapılan silajın kalitesinden düşük olacağı bilinmelidir.  Hasıl mısırın dekara 5-8 ton ortalama 5 ton civarında verimi vardır. Erken biçilen silajlık sulu taze körpe bitkiler soldurulmalıdır. Bitkide su oranı fazla olursa bozulma riski artar. Bitki de ki su oranı (nem) %70 den az ortalama %60-65 olmalıdır. Mısır silajında mısır tanesinin olması silajın kalitesini artırır.

Kategori Kategorilenmemiş | Yorum yok »

A

Haziran 13th, 2008 Yazar admin

 Ayıgülü Şakayık
 Ayı Üzümü İnebüddüp, İt kocayemişi, İt üzümü, Avcı üzümü
 Ayı Sarmısağı Cadı soğanı

Kategori Kategorilenmemiş | Yorum yok »

« Önceki yazılar


Zirve100 Toplist