<

R E K L A M L A R

ŞİFALI BİTKİLER

KURALLAR

# Bu siteden faydalanan herkes aşağıdaki kuralları kabul etmiş sayılır. # Bu site bilgi vermek amacıyla hazırlanmıştır. # Bu sitenin kullanımı ücretsizdir. # Bu sitede verilen bilgiler bir reçete değildir. Her türlü sağlık probleminde öncelikle bir doktora başvurulmalıdır. # Bu siteden sağlanan diyet ve egzersiz programları, belirli bir rahatsızlığı bulunmayan, sağlığı normal kişiler için hazırlanmıştır. Özel sağlık sorunu bulunan kişiler mutlaka öncelikle bir doktora danışmalıdır. # Bu sitede sağlanan bilgilerin kullanımından doğacak her türlü rahatsızlığın sorumluluğu tamamen kullanıcıya aittir. Bu sitenin hazırlanmasında katkıda bulunan kişi ve kurumlar sorumlu tutulamaz.

Sitede Ara

Yabani İğde

Temmuz 27th, 2008 Yazar admin

 

 


 

Hippophae rhamnoides-01 (xndr).Image via WikipediaYabani İğde (): Denizin bu hayat dolu yakutları, Kuzey Atlantik sahili boyunca yetişir. Uzun ömürlü bir bitki olan yabani iğde, her sonbahardaki hasat zamanına kadar kumlu bataklıklardaki dayanıklı sarmaşıklar üzerinde yetişir. Yabani iğde çinko, B ve C vitaminleri gibi vitaminler ve mineraller açısından zengindir. Zehirli toksinleri temizleyici ve arındırıcı özellikleri olduğu düşünülmektedir. Yabani iğde tohumları güçlü antioksidanlar içerir ve ölü deriyi mükemmel biçimde vücuttan atar. Yabani iğde olgun ciltler için hazırladığımız yüz ve vücut serumlarında bulunmaktadır.

Kategori Kategorilenmemiş | Yorum yok »

Yakı Otu

Temmuz 27th, 2008 Yazar admin

Epilobium angustifolium in flower

A | B | C | Ç| D | E | F | G | H | I | İ J | K | L | M | N | O | Ö| P | R | S |Ş| T | U | Ü|V | Y| Z |

Küçükçiçekli Yakıotu (Epilobium parviflorum);Türkiye� de de yetişen fakat yeterince tanınmayan bir bitki olup, ithal olarak Avrupa ülkelerinden temin edilmektedir. Yakıotu� nun birçok türü vardır. Şifalı ve zararsız olan türleri şöyle sıralayabiliriz:Pembe-kırmızı yakıotu (E. roseum),
Küçük çiçekli yakıotu (E. parviflorum),
Dağ yakıotu (E. montanium),
Civciv yakıotu (E.alsinifolium)
Koyu yeşil yakıotu (E. obscrum),
Mızrak yapraklı yakıotu (E. lanzeolatum),
Tepe yakıotu (E. collinum),
Çakıl yakıotu (E. fleicsher),
Alp yakıotu (E. anagalidifolium).Bu şifalı ve de zararsız olan yakıotu türlerini, küçük çiçekli oluşu ve çiçek renklerinin ise kırmızımsı açık pembe veya beyazımsı oluşundan tanıyabilirsiniz. Şifalı türlerin, sap, yaprak ve çiçekleri olmak üzere bitkinin tümü toplanılarak kullanılabilir. Yukarıda sıraladığımız Küçük çiçekli yakıotu türleri ile karıştırılması olanaksız olan iki tür yakıotu insanlara zararlıdır. Toplanmamaları ve kullanılmamaları gerekir. Zararlı olanlar; Sert tüylü veya Uzun tüylü yakıotu (E. hirsitum) ve Orman yakıotu (E. angustifolium) dur. Bu iki türü ayırt edici özellik, çiçekleri ilk açtığında başparmağınız büyüklüğünde ve renginin erguvan oluşudur. Sert tüylü veya Uzun tüylü yakıotu (E. hirsitum) sığ ve durgun suların içinde yada kenarlarında, 140-160 cm. kadar boylanabilen gruplar halinde yetişirler. Gövde ve yaprakları etli görünümde, yaprakların alt tarafları hafif tüylü dür. Orman yakıotu (E. angustifolium) da aynı boya erişebilen ve özellikle adından da anlaşılacağı üzere ormanların ağaçsız kesimleri ile orman bölgelerinin kıyılarında yetişir. Sert tüylü yakıotu’ nda olduğu gibi erguvan rengindeki büyük çiçekleri, üçgen şeklinde uzun salkımlar halinde, kırmızıya benzer gövdenin uç kısmında açarlar. Orman yakıotu (E. angustifolium) türüne çok fazla rastlanmaktadır. Bu iki tür hiçbir zaman hastalıkların tedavisinde kullanılmazlar. (Bkz.: Tedavi Amaçlı Kullanılmayan Yakı Otları). Küçük çiçekli yakıotu, sap, yaprak ve çiçekleri tannidler, Beta-Sitosterin şekerler ve flavonlar içermektedir. Kullanılması gereken türler arasında olan Küçük çiçekli yakıotu, çiçeklenmeye başladığı dönem olan Haziran-Temmuz aylarında toprak üstünde kalan kısmı kesilir. Bütün halindeki (gövde, yaprak, çiçek) bitkiler demet yapılarak havadar ve gölgeli bir yerde asılarak kurumaya terk edilir. Demetler iyice kuruduktan sonra ince bir şekilde kıyılır. Hazırlanan bu materyal, hava almayacak şekilde kaplarda muhafaza edilir.Küçük çiçekli yakıotu; Prostat hastalıkların da (prostat iltihabı, prostat büyümesi) kullanılan etkin bir bitki olarak tanınmış ve gerçek bir başarı göstermiştir. Çok kısa zaman içinde, bütün Avrupa ülkelerinde ve daha birçok başka ülkelerde pek çok insana yardımcı olarak, hızla tanınmaya başlamıştır. Küçük çiçekli yakıotu ile hazırlanan çaylarla tedaviye başlanıldığında kişide sıkıntıların aksine bir gevşeme ve rahatlık görülür. Bu etki ile geceleri çok sık olan tuvalete gitme ihtiyacında bir azalma olduğu belirgin bir şekilde kendini gösterir. İdrar kesesi hastalıklarına karşı çay kürü etkili olarak kullanılabilmektedir.Üç kere prostat ameliyatı olmuş bir hastanın (kanser olduğu tesbit edilmiş) durumu hiç de iyi değilken, yakıotu çayı içmesi tavsiye edildiği ve bu kişinin sağlığına kavuşmuş olduğu belirtilmektedir (Referans 1). Prostat ameliyatı yapılmışsa, operasyon sonrası ortaya çıkan yanmalara veya meydana gelebilecek daha başka rahatsızlıklara karşı da yakıotu büyük bir başarı sağlar. Ama ne olursa olsun, bir doktora danışmak gerektiğini unutmamalıyız! Mesane, prostat, döl yatağı kanseri ve böbrek hastalıklarında çay tedavisi oldukça başarılı sonuçlar vermektedir (Referans 1). Bu hastalıklarda, tıbbi tedavinin yanı sıra küçük çiçekli yakıotu çayının, iyileşmeyi destekleyebilecek bir kür olarak kullanılmasında hiçbir sakınca yoktur. İçerdiği etken maddeler, tedaviye hiçbir olumsuz etki etmeyeceğini kanıtlamaktadır.

Uyarı: Küçük çiçekli yakıotu ile yapılan 2 haftalık kürden sonra 2-3 gün ara vermek gerekmektedir. Ara vermeksizin uygulanan tedavi yöntemlerinde bazı kişilerde kabızlık görülmektedir. Başkaca bilinen bir yan etkisi yoktur.

Kullanım Biçimleri :

Çay hazırlamak : İnce kıyılmış ve kurutulmuş yarım tatlı kaşığı küçük çiçekli yakıotu, 1 su bardağı kaynar su ile haşlanır (kaynatılmaz). Su bardağının ağzı kapatılarak yaklaşık 10 dakika demlenmeye bırakılır, bu süre sonunda süzülür. Yeni demlenmiş çay, sabah aç karnına ve akşam yemeğinden yarım saat önce olmak üzere yalnızca günde 2 defa 1� er bardak hazırlanarak içilir. Hastalığın tamamen iyileşebilmesi için, bu çayı uzun bir süre içmek gerekebilir. Tavsiye edilen kür süresi 2 haftadır. 2 haftalık kürden sonra 2-3 gün ara vermek gerekmektedir.

A | B | C | Ç| D | E | F | G | H | I | İ J | K | L | M | N | O | Ö| P | R | S |Ş| T | U | Ü|V | Y| Z |

Kategori .ŞİFALI BİTKİLER | Yorum yok »

Yoğurt Otu

Temmuz 27th, 2008 Yazar admin

 

 

A | B | C | Ç| D | E | F | G | H | I | İ J | K | L | M | N | O | Ö| P | R | S |Ş| T | U | Ü|V | Y| Z |


A Galium aparine (Cleavers or Goosegrass)
Bitkinin değişik türleri vardır. Tırmanıcı yoğurtotu (Galium aparine L.), tarlalarda, çayırlarda, çit kıyılarında çalılıkların arasında bolca yetişir ve çiftçiler onu zararlı ot olarak bilirler. 60-160cm boyundaki bitkinin yaprakları halka dizilişlidir ve uzunca saplı, yeşil �beyaz renkli çiçek şemsiyeleri vardır. Sapındaki tüylerin yardımıyla rahatça tırmanabilir. Yöresel olarak, yapışkan otu, çobansüzeği, sünnetlik otu, sünnetlice otu ve kazotu olarak da tanınır. Bitkinin türlerinin hepsi şifalıdır, ama sarı çiçekli yoğurtotu (Galium verum L.) ender bulunan bir bitkidir ve kurutulduktan birkaç ay sonra kararmaya başlar. Tırmanıcı yoğurtotu ise pratik olarak her yerde karşımıza çıkar ve kurutulduktan sonra iki yıl kadar kullanılabilir.Toplama ve Kurutma : Nisan-Mayıs döneminde, yoğurtotu henüz körpe ve tam yeşilken, toprak üstündeki bitkinin tümü, sararmış yapraklar hariç toplanır ve hemen demetler halinde gölge ve havadar bir yere asılarak kurumaya bırakılır. Kuruduktan sonra ince kıyılarak bir örtünün üstüne serilir ve 2-3 gün tam anlamıyla kuruması beklenir. Daha sonra hava almayan kaplarda saklanır.Bileşim : İridoitler (Örneğin : asperulosid), polyphenol asitleri, flavonlar ve tanen içerir.Etkileri : Lenf sistemini temizleyici, kan temizleyici, deri hastalıkları, kanser tedavileri

öbek halinde yetişen bu bitki, ne yazık ki zamanla unutulmaya mahkum olmuş. Fakat, kanser hastalıklarının arttığı şu sıralarda, bu bitki büyük bir önem kazanmıştır. Burada bir kere daha belirtmek isterim ki, bu tür ağır hastalıklarda kullanılacak olan bitkinin mutlaka taze olması gerekir. Yoğurtotunun / yapışkanotunun genç filizlerini, kış mevsiminde, kar altında bile bulabilirsiniz. Yoğurtotu çayı, böbrekleri, karaciğeri ve dalağı hastalık yapıcı maddelerden arındırır. Lenf kanseri dahil, lenf sistemi hastalıklarında, hastalık ne kadar ağır olursa olsun, bu çay her gün (3-5 bardak) içilmelidir. Bitki çayı, içten çay ve dıştan (haricen) kompres-yıkama biçiminde kullanıldığında, çok büyük bir hızla, deri hastalıklarını, yaraları ve kan çıbanlarını iyileştirir. Ayrıca bu ılık çayla yüz yıkandığında, pörsük, sarkık ve kırışık deri gerginleşir. Bitkinin sıkılarak elde edilen özsuyu da, her gün hasta deriye sürülüp, kuruması beklenerek kullanılabilir. Bitki, epilepsi (sara), histeri, raks illeti veya parkinson hastalığı (kasların istem dışı hareketliliği ), sinirsel rahatsızlıklar, idrar tutukluluğu, kum ve taş rahatsızlıklarında da önerilir. Çok irileşmiş olsa da guatr hastalığı, yoğurtotu çayı ile gün boyunca ısrarla sürekli derin gargaralar yapıldığında ve arada bir yutulan yudumlar yoluyla uygulanan 4-6 haftalık bir kür sonucunda önemli ölçüde küçülebilir. Son zamanlarda, ses telleri aksaklığı veya ses kısıklığı (disfoni) sıkça rastlanan bir durum olup, bitki çayı ile yapılan gargaralar, bu aksaklığı kısa sürede düzeltecektir.Bir kadın bana (M.Treben), yalnızca guatrın değil, lenf bezi hastalığının da iyileştiğini söyledi. Tanıdık bir çiftle her yıl, Viyana yakınındaki Mödling kaplıcasında buluşuruz. 1979�da yine buluştuğumuzda, kadında belirli biçimde guatr başladığını gördüm (M.Treben). Ameliyattan korkuyordu. Ona yoğurtotunu önerdim (M.Treben). Bu durumda bitki kaynatılır ve gün boyunca, elden geldiğince sık ve derin gargaralar yapılır. 1980 şubatında yeniden buluştuğumuzda, kadında guatrdan eser kalmamıştı. Büyük bir sevinçle bana, kocasının her gün taze bitki toplayışını anlattı. İlk gargaralardan sonra guatrın küçülmeye başladığını hissetmiş ve bir süre sonra da tümüyle yok olmuştu. İsviçreli herbalist Künzle�ye göre, ağır böbrek hastalıkları ve böbrek iltihaplanmalarında da, tüm tedaviler başarılı olamamışsa bile, yoğurtotu güvenilir bir bitkidir. Böbrek hastalıkları için, yoğurtotu, altınbaşak ve sarı ballıbaba ile eşit oranda karıştırıldığında, çok daha etkili bir çay elde edilmiş olacaktır. Bu durumda, en kısa sürede başarıya ulaşılacaktır. Herbalist Künzle, bu zamanın 14 gün olduğunu söylüyor. Bu üçlü çay harmanı haşlanıp demlenerek hazırlanır ve ilk olarak, kahvaltıdan yarım saat önce yarım bardak içilir ve geri kalanı da gün boyunca yudumlanır. Ağır hastalıklarda, günde 4 bardak içmek gerekebilir. Herbalist Künzle�nin bir yazısında, ağır böbrek hastalığı çekmekte olan 45 yaşındaki bir adamın sözü geçer. “…Sonunda adamın böbreklerden birinin alınması gerekmişti. Öteki böbrek de iltihaplı olup gerektiğince çalışmıyordu. İşte o sırada adam bir yoğurtotu üçlü çay kürüne başlayarak yukarda da belirtmiş olduğumuz gibi, yoğurtotu, altınbaşak ve sarı ballıbaba eşit karışımından hazırladığı çaydan günde 4 bardak çayı hiç bıkmadan, ısrarla yudumlayarak bu hastalıktan tümüyle kurtulmuştu. ” Bu üçlü karışım, böbrek büzülmesinde ve daha başka ağır böbrek hastalıklarında da kullanılabilir.

Tanınmış Avusturyalı bitki uzmanı R. Willfort, Şifalı Bitkilerle Sağlık adlı kitabında, yoğurtotu çayı içilerek ve gargara yapılarak, dil kanserinin iyileştirebileceğini veya bitkinin taze özsuyu tereyağı ile karıştırılarak hazırlanan merhemle, kanser çıbanlarının ve kanser türü deri hastalıklarının iyileştirilebileceğini yazmıştır.Yoğurtotu merhemi ile, kanser türü deri hastalıkları tedavi edilebilir. Bu tedavi (ameliyat öncesi veya sonrası), tıbbi tedaviyle eş zamanlı olarak da uygulanabilir. Tabiidir ki, tüm kanser hastalıklarında uygulanacak bitkisel tedavilerden önce doktorun onayı alınmalıdır. Dil kanserine ve gırtlak kanserine karşı (ameliyat öncesi veya sonrası) yoğurtotu kürlerinin mutlaka uygulanması çok önemlidir. Kürlerin hiçbir yan etkisi olmadığı unutulmamalı ve denenmelidir. 10 yıl kadar önce, Linz�de yaşayan bir dişçinin dil kanserine yakalandığını duymuştum (M.Treben). Ameliyattan sonra çok zayıflamış ve ışın tedavisi yaptırması gerekiyormuş. Bitki çayı ile gargaralar yapmasını önerdim ona. Daha bir hafta ancak geçmişti ki, ışın tedavisine gerek kalmadığını, hastanın kilo almaya başladığını öğrendim. Bir süre sonra da hastalıktan hiçbir iz kalmadı. Daha sonraları, 28 yaşındaki bir kadının da dil kanserine yakalandığını duydum (M.Treben). Tanıdığı bir doktor, onu beş yıl içinde sağlığına kavuşturabileceğini söylemiş. Hasta, doktorun verdiği bitki çayını bana (M.Treben) gösterdiğinde, yoğurtotunu hemen tanıdım. Kadıncağız bu kötü hastalıktan kısa sürede kurtuldu. Bir örnek daha: Viyanalı genç bir kadın, 63 yaşındaki annesinin ağır hasta olduğunu ve ameliyat edilmesi gerektiğini söylediğinde, mart ayındaydık. Altı ay kadar önce hastanın gırtlağında kanser türü bir tümör oluşmuştu. O zamanki doktoru, gerçeği ondan gizleyerek, hastalığın guatr olduğunu söylemiş ve böylece ilk ameliyat yapılmış. Altı ay boyunca her şey iyi gitmiş. Ama son zamanlarda, sol kolunda gece gündüz dinmeyen şiddetli ağrılar başlamış. Eli şişmiş ve eli kolu öylesine duygusuzlaşmış ki, bir kağıt sayfasını bile tutamıyormuş. Hiç olmazsa bu ağrıları dindirmek için, ilk ameliyatı yapmış olan doktor, 19 nisanda ikinci bir ameliyat yapacak ve boyunla köprücük kemiği arasındaki bir siniri kesecekmiş. Doktorun dediğine göre, daha başka bir tıbbi yardım yapılamazmış. Tüm bunlara karşın, ben (M.Treben) kadına yoğurtotu çayını içmesini ve gargara yapmasını önerdim. Ayrıca, 300 gr aynısafa, 100 gr civanperçemi ve 100 gr ısırgan otu karışımlı, kanser önleyici bir çay içmesini (günde 7 su bardağı ve her bardak için 1 tatlı kaşığı ince kıyılmış bitki karışımı, her 20 dakikada 1 yudum ) ve yoğurtotu merhemi ile friksiyonlar yapmasını söyledim (M.Treben). Ağrıların 4 gün sonra dindiğini öğrendiğimde ne kadar sevindiğimi düşünebilirsiniz! Hasta kadın, 19 nisana kadar elini ve kolunu kullanabilmeye başlamış, bu organlardaki duygusuzluk hali de sona ermişt. Hastanın kızı, ikinci ameliyata gerek kalmadığını bildirdiğinde doktor çok şaşırmış ve yapılan tedavi kendisine anlatıldığında da çok etkilenmiş ve “Anneniz bu tedaviye devam etmeli” demişti. Bir süre sonra haber aldığıma göre de, kadının sağlığı çok iyileşmiş ve altı kişilik ailenin ev işlerini rahatça yapabilir hale gelmişti.

Kanser türü çıbanların tedavisinde de başarıya ulaşılabilir. Son zamanlarda, pürüzlü, sınırları belirgin koyu lekeler biçiminde, kötü karakterli deri hastalıkları çok arttı. Bu durumlarda, taze yoğurtotu özsuyu ve aynısafa merhemi ile başarı kazanılabilir. Kan temizleyici özelliği olan aynısafa, ısırgan otu, ve civanperçemi eşit karışımdan hazırlanan çayı da aynı zamanda mutlaka içmek gerekir (Karışımlar bölümüne bakınız). Yukarı Avusturya bölgesinden bir kadının damağında bir düğüm oluşmuştu ve dayanılamayacak ağrılar çekiyordu. Yoğurtotu çayı gargarası sonunda, dört gün içinde düğüm ve ağrılar yok oldu. (M.Treben)

Kullanım Biçimleri:

Çay hazırlamak:. Bir tatlı kaşığı dolusu ince kıyılmış bitki, orta boy bir su bardağı dolusu kaynar derecede sıcak su ile haşlanır (kaynatılmaz) ve 10 dakika demlendikten sonra süzülür. Çeşitli hastalıklar için yukarıda belirtilen miktar ve şekillerde içilir veya kompres ve gargara yapılır. Genel olarak günde 2-5 bardak yeni demlenmiş çay soğutulmadan içilir.

Merhem yapımı :Bitkinin özsuyu oda sıcaklığındaki tereyağı ile iyice karıştırılır ve elde edilen merhem buzdolabında saklanır. Merhem uzun süre dayanmaz.

Taze Bitki Özsuyu : İyice yıkanarak ince kıyılan nemli bitkinin özsuyu mutfak robotu kullanılarak elde edilir.

Üçlü Çay Harmanı: Yoğurtotu/yapışkanotu, sarı ballıbaba ve altınbaşak eşit oranda karıştırılır. Bu karışımdan yarım tatlı kaşığı dolusu, orta boy bir su bardağı dolusu kaynar suyla haşlanır (kaynatılmaz), 5-6 dakika demlendikten sonra süzülür. Gün boyunca 2-4 bardak içilir.

Karışımlar : Tüm kanser hastalıklarına karşı, beden temizleyici ve güçlendirici olarak, yoğurtotu, aynısafa, ısırganotu, civanperçemi, ıhlamur ve mayıs papatyası çok ince kıyılarak eşit oranda karıştırılır. 1 talı kaşığı karışım orta boy bir su bardağı dolusu kaynar derecede sıcak suyla haşlanır (kaynatılmaz) ve 10 dakika demlendikten sonra süzülür. Günde 2-3 bardak çayla başlatılan temizlik ve güçlendirme kürü, 1 hafta içinde 4-6 bardağa kadar çıkarılmalı ve bu miktar çay gün boyuna yayılarak, örneğin, 15-20 dakikada 2-3 yudum alınarak uygulanmalıdır. Böylece mide rahatsız olmayacak ve beden bitki çayının her damlasını emerek yararlanacaktır.

UYARILAR: Yoğurtotunun bilinen hiçbir yan etkisi yoktur.

A | B | C | Ç| D | E | F | G | H | I | İ J | K | L | M | N | O | Ö| P | R | S |Ş| T | U | Ü|V | Y| Z |

Kategori .ŞİFALI BİTKİLER | Yorum yok »

Zencefil Ginger

Temmuz 27th, 2008 Yazar admin

Zingiber officinale Rosc.

A | B | C | Ç| D | E | F | G | H | I | İ J | K | L | M | N | O | Ö| P | R | S |Ş| T | U | Ü|V | Y| Z |

Zencefil Ginger (Zingiber Officinale): Zencefil, çağlar boyunca afrodizyak özellikleri nedeniyle rağbet görmüştür. Özellikle, nezle, grip veya akıntılı soğuk algınlığı gibi fazla nem olan hallerde yardımcı olur. Sindirim sistemini rahatlatır ve güçlendirir. İştahsızlık, yol veya deniz tutması, akşamdan kalmalık durumlarında da iyi gelir. Banyo koleksiyonumuzda çok özel bir yeri vardır.

A | B | C | Ç| D | E | F | G | H | I | İ J | K | L | M | N | O | Ö| P | R | S |Ş| T | U | Ü|V | Y| Z |

Kategori .ŞİFALI BİTKİLER | Yorum yok »

Zeytin Yağı (Olea Europaea)

Temmuz 27th, 2008 Yazar admin


6 metreye kadar uzayan  Zeytin Ağacı,  Akdeniz bölgesinde  gücü, doğurganlığı  ve uzun ömrü simgeler.  Ağacın meyveleri sıkılarak Zeytin Yağı elde edilir.  Çıkarılan yağ, nemlendirici,  yumuşatıcı ve yenileyici özellikleriyle tanınır.  Kalsiyum, A, B1, B2 vitaminleri ve PP de dâhil olmak üzere cildi besleyen vitaminler ve  mineraller içerir.


Kategori Kategorilenmemiş | Yorum yok »

SAZAN YETİŞTİRİCİLİĞİ

Temmuz 25th, 2008 Yazar admin

SAZAN YETİŞTİRİCİLİĞİ

1.1. Doğal Yaşam Ortamı, Yaş ve Büyüme Özellikleri
Doğal yaşam alanı havuzlar, göller ve nehirlerdir (9). Su sıcaklığı ve yem durumuna bağlı olarak hızlı büyüyen bir balıktır. 20-25 yıl hatta 35-40 yıl yaşadıkları ve boylarının 1 m’nin üzerine çıktığı ağırlıklarının ise 25-30 kg’a ulaştığı bildirilmektedir (5,6).
1.2. Beslenme Özellikleri
Sazan dipten beslenen omnivor bir balıktır. Besinlerini bentik su hayvanları, planktonlar, bitki parçaları ve bitkisel artıklar oluşturur. Dipteki küçük su canlılarını çamurla birlikte alıp, çamuru geri atar. Bu nedenle, çamur içinde oyuklar açar. Büyük sazanların bazı küçük balıkları yedikleri de gözlenmiştir (10). En iyi yem alımı ve değerlendirmesi, 16-25 °C su sıcaklıklarında ve özellikle 23-24 °C’de olur (6).
1.3. Üreme Özellikleri
Doğal ortamda gruplar halinde, göller ve yavaş akan nehirlerde su sıcaklığı 18-22 ºC olduğunda yumurtlar. Bitkilere yapışan yumurtalardan 3-4 günde larva çıkışı olur (9).
Yumurtlama Mayıs-Temmuz ayları arasında su sıcaklığı 18-20 ºC’ye ulaştığında sığ ve bol bitkili su kesimlerinde olur. Sazanın üremesinde en önemli faktör su sıcaklığı olduğundan, Kuzey ülkelerinde nadiren ürer veya hiç üremez. Yumurtlama bir haftada tamamlanır. 1 kg vücut ağırlığına 200-300 bin yumurta bırakır. Yumurtaları şeffaf ve yapışkan olup yaklaşık 1 mm çapındadır. Şişmiş yumurtanın çapı 1.6 mm kadardır. Su bitkilerinin üzerine bırakılan yumurtalar 3-4 günde (60-70 günxderece) açılır. Yumurtadan çıkan larvaların boyu, 5 mm’dir. Yumurtadan çıkan larvalar 1-3 gün süreyle tutunma organları ile su bitkilerine tutunurlar. Bu süre sonunda, su yüzeyine çıkarak yüzme keselerini hava ile doldurup, yüzmeye ve yem almaya başlarlar. Önceleri bitkisel ve hayvansal planktonlarla (algler, rotiferler, küçük kabuklular) beslenirler. Boyları 18 mm olduğunda bentik organizmalarla beslenmeye başlarlar (10).
2. SAZAN YETİŞTİRİCİLİĞİNDE SU VE TOPRAK ÖZELLİKLERİ
2.1. Su Özellikleri
2.1.1. Su miktarı (Suyun debisi)
Sazan yetiştiriciliğinde en az, havuzları sürekli dolu tutacak, havuz tabanı ve duvarlarından sızmayla ve yazın buharlaşmayla oluşan kayıpları ve havuzlarda tüketilen oksijeni karşılayacak miktarda (0.5-1.0 lt/dk/ha’lık) su gereklidir. Su miktarı, havuz toprağının özelliğine ve iklim koşullarına göre değişmekle birlikte, havuz çıkışında oksijen miktarı 5-6 mg/lt’nin altına düşmeyecek şekilde olmalıdır. Havuzlara verilen su miktarı ne kadar fazla olursa stoklama yoğunluğu da o kadar fazla olur (1,5,6,11).
2.1.2. Su kaynağı
Sazan üretiminde akarsu, kaynak suyu, göl suyu, yeraltı suyu veya kısaca soğuk olmayan bütün sular kullanılabilir (5).
Akarsular, yüksek miktarda oksijen ve besleyici madde içermelerine rağmen, sel ve taşkınlara açık olmaları ve tarım ilâçları sızıntılarını taşıma riskleri nedeniyle, dikkatli kullanım gerektirir. Ayrıca, evsel veya sanayi atık sularıyla kirlenme riskine ve mevsimlere bağlı olarak su seviyesindeki düşmelere de dikkat edilmesi gerekir. Gerektiğinde akarsudan alınan suyun havuzlara verilmeden önce dinlendirilmesi gerekebilir.
Durgun sular sıcaklıkları nedeniyle, sazan üretiminde en çok tercih edilen sulardır. Özellikle üreme zamanında kullanılmalıdırlar.
Kaynak suları oksijence fakir oldukları gibi zehirli gazlar içerme riskine de sahiptirler. Su sadece oksijen açısından fakir olduğunda, suya düşüler yaptırılmak suretiyle oksijen miktarı artırılabilir. Bu şekilde, zararlı gazların bir kısmı da uçurulabilir. Fazla miktarda zehirli gaz veya demir ve kurşun gibi ağır metal içeren sular, sazan yetiştiriciliği için uygun değildirler. Kaynak suları sel, taşkın ve yağmurlarla bulanarak mil ve çamur taşımadıkları gibi parazit ve hastalık mikrobu da taşımazlar.
Artezyen suları ve pompa ile çıkarılan yeraltı suları da sazan üretiminde kullanılabilir. Ancak, yeraltı sularının yetiştiricilikte kullanılması düşünüldüğünde, maliyet analizinin iyi yapılması gerekir. Sıcaklığı uygun olmak koşuluyla birçok su kaynağının sazan üretiminde kullanılması mümkün olduğundan, sazan üretimi için belirli ölçülerle sınırlandırılmış herhangi bir su kaynağı tavsiye etmek zordur.
2.1.3. Sazan üretiminde su kalite kriterleri
2.1.3.1. Suyun kireç kapsamı ve pH değeri
Havuz yetiştiriciliğinin başarılı olabilmesi, suyun doğal besin maddelerince zengin olmasına bağlıdır. Suyun besin maddesi bakımından zenginliği (doğal verimliliği), içerdiği kireç miktarına bağlıdır. Suyun kireç kapsamı, asit bağlama kapasitesi (ABK) ile ölçülür. 1 lt suda 28 mg CaO varsa, suyun asit bağlama kapasitesi, 1 demektir. Sazan yetiştiriciliğinde, ABK=1.5 (42 mg CaO/lt) olması gerekir. ABK<0.5 olan sular az verimli ve ABK=0.5-1.5 arasındaki sular orta derecede verimli ve ABK>1.5 olan sular verimli olarak sınıflandırılır. Ancak, ABK>6 olmamalıdır (5).
Sazan yetiştiriciliği için pH, 5.5-10.5 optimum 7-8 arasında olmalıdır. Sudaki kireç miktarı artınca, pH değeri de artar. Ancak, pH değerinin yüksek olması, her zaman için suda fazla kireç olduğu anlamına gelmez. Fitoplankton ve su bitkileri yoğun olduğunda, özellikle yazın fotosentez sonucu ortamdaki CO2 miktarı ve buna bağlı olarak pH değeri artar. Bunun sonucunda, suyun kirecinin fazla olduğu kanısına varılabilir. Günlük ölçümlerde pH değeri, 6.5-8.5 arasında ise, sudaki kireç miktarı yeterli demektir. pH düşük olduğunda, suyun kireçlenmesi gerekir (5,11).
Suda 4>pH>11 olduğunda, balık yetiştiriciliği için uygun değildir. Bu tip suları yetiştiricilik için uygun hale getirmek masraflı olur. pH<4 olan sular, balıklarda yem alımını azalttığı gibi serbest H+ iyonu oluşturmaları nedeniyle hücreleri geçirimsiz yaparlar ve ileri safhalarda balık ölümlerine neden olurlar. Ayrıca, fitoplankton ve zooplanktonların gelişmelerini durdurarak suyun biyolojik beslenme kapasitesini azaltır. Suda yeterli kireç olmaması, pH’yı düşürdüğü gibi, balıkların pul ve kemik formasyonlarında bozukluklar meydana getirir (5).
2.1.3.2. Oksijen miktarı
Sazan havuzlarında oksijen miktarı, 5-6 mg/lt’nin altında olmamalıdır. Havuzdaki oksijenin büyük kısmı havuza gelen suyla az bir kısmı (1.5 g O2/m2/ gün; büyük göllerde 4.8 g O2/m2/gün) da yüzey havalanmasıyla sağlanır. Havuza giren oksijen ne kadar yüksek olursa, stok miktarı da o kadar yüksek olur. Suyun oksijeninin yeterli olmadığı durumlarda, suya havuz girişinden önce şelaleler şeklinde düşüler yaptırılarak oksijen miktarının arttırılması yoluna gidilir. Havuz suyundaki oksijen sadece balıklar tarafından değil, sudaki organik maddeler, mikroorganizmalar ve geceleri de su bitkileri tarafından tüketildiğinden özellikle yaz aylarında sabahın erken saatleri oksijen yetersizliği açısından kritiktir. Suyun sıcaklığı arttıkça, oksijen tutma kapasitesi azalmaktadır. Bu nedenle, havuzlarda su sıcaklığıyla birlikte, havuz çıkış suyundaki oksijen içeriğini de devamlı izlemek gereklidir. 1 kg ağırlığındaki bir sazan için 300-500 mg O2/lt/saat gereklidir (5).
2.1.3.3. Su sıcaklığı
Su sıcaklığı üreme, beslenme ve metabolik faaliyetler için önemlidir. Sazan, su sıcaklığının 18-20 ºC’ye yükselmediği sularda üreme şansı bulamaz. 18-20 ºC ve üzerindeki sıcaklıklarda entansif olarak yem aldığından devamlı büyür. Bu nedenle, sıcaklığın düşük olduğu Avrupa’da 3-4 yılda yemeklik büyüklüğe gelmesine karşın, sıcak ülkelerde 1-1.5 yılda yemeklik büyüklüğe ulaşabilmektedir. Çünkü, Avrupa’da sazanın büyümesine uygun dönem 3-4 ay iken, Türkiye’de Karadeniz’de 6 ay, Ege ve Akdeniz bölgesinde ise 7-8 aydan fazladır. Bu nedenle, Türkiye’de sazan üretimi için çok uygun koşullar vardır (5, 6).
2.1.3.4. Su kirliliği oluşturan çeşitli zararlı maddeler
Sazan üretilen sulara evsel ve endüstriyel atık sular karışmamalıdır. Özellikle DDT (29.4 mg/lt), Aldirin, Endrin (0.057 mg/lt), Malathion (100 mg/lt), Metasytox ve civalı bileşiklerin küçük miktarları dahi öldürücü olabilmektedir. CO2 miktarı, 2 mg/lt’den fazla olmamalıdır. H2S, 0.5 mg/lt olduğunda zararlı ve 5-6 mg/lt’den fazla olduğunda da öldürücü etki yapmaktadır. 1-2 mg/lt, nitrit öldürücü etki yapmaktadır. 0.2-0.4 mg/lt amonyak yavrularda ve 0.6 mg/lt amonyak ise küçük balıklarda öldürücü etki yapmaktadır. Deterjanların etkileri türlerine göre farklı olmakla birlikte, 5.0-10.0 mg/lt’lik miktarı yumurta ve spermaları tahrip etmektedir. Fenoller, balıklar için kuvvetli zehir etkisi gösteren bileşiklerdir. Demir ve kurşun gibi ağır metaller ve bileşikleri öldürücü etki yapmaktadır. Demirli bileşikler yumurtaların üzerine çökerek yavru çıkışına engel olurlar. İyot, klor ve azot gazları da çeşitli hastalıklara neden olurlar. Katran ve yağlar, barsakları ve kan dolaşımını etkilerler.
2.2. Havuz arazisi ve toprağın özellikleri
Havuz yapılacak arazinin toprağı ne kadar iyi olursa, havuz da o kadar verimli olur. Su kaynağı havuz arazisinin içinde olduğunda, kökü kurutulamayan su bitkileri havuz tabanını kaplayacağından, havuz temizlenip boşaltılarak dezenfekte edilemez. Bu nedenle, su kaynağı veya su birikintileri olan yerler, havuz yapımı için uygun değildir. Havuz geçirgen olmayan killi ve balçık topraklarda inşa edilmelidir. Kumlu ve geçirgen topraklar havuz yapımı için uygun değildir. Organik maddeyle beslenen topraklar havuz yapımı için uygundur. Organik madde bakımından fakir olan topraklar ahır gübresi veya tarımsal artıklarla gübrelenmeyi gerektirir.
Sazan havuzu yapılacak arazinin kara tarımına uygun olmaması, su tutma kapasitesinin yüksek olması ve toprağın doğal verimliliğe sahip olması gerekir. Sazan üretimi için;
- İşletmeye yıl boyu yeterli su temin edecek akarsuya veya su kaynağına yakın,
- Sel baskınlarına karşı doğal veya yapay engellerler bulunduran,
- İlerideki genişlemelere uygun büyüklükte ve rüzgâr almayan,
- Su sızmasını önlemek için en az l m derinlikte killi ve kireçli olan,
- Büyük taş ve ağaç kökleri olmayan,
- Suyun havuzlara doğal olarak akışını sağlayacak eğime sahip,
- Hafriyatı kolay ve fazla hafriyat gerektirmeyen ve
- Pazara ulaşımın kolay olduğu
bir işletme yeri seçilmesi yapılacak masrafları en aza indirir (5).
3. SAZAN ÜRETİMİNDE KULLANILAN HAVUZLAR
Toprak havuzlar, fitoplankton, zooplankton ve diğer su canlılarının gelişmesi için uygun olduğundan, sazan yetiştiriciliğinde tercih edilmektedir. Havuz yetiştiriciliğinde, besin maddelerinin %50’si havuzlardan ve %50’si de yapay yemlerden sağlanmaktadır (12). İsrail’de verimliliğin %20’sinin havuzlardan, %20’sinin gübrelemeden ve %60′ının da yapay yemlerden ileri geldiği hesaplanmaktadır (13). Toprak havuzlar doğal besin kaynağı oldukları gibi, yatırım maliyetleri de düşüktür. Avrupa koşullarında ekstansif üretimde 600 kg/ha verimin 2/3′ünün havuz verimliliğinden ve 1/3′ünün de yapay yemlemeden kaynaklandığı kabul edilir. Buna göre, toprak havuzlarda, l kg sazan üretimi için 3-4 kg hububatla tamamlayıcı yemleme yapılması gerekir (5).
3.1. Yapılış Şekillerine Göre Sazan Havuzları
3.1.1. Teras şeklinde havuzlar

Meyilli arazilerde kurulan, üç tarafları duvarla çevrili ve alt duvarı yan duvarlarından yüksek olan havuzlardır. Arazi meyilinin çok olduğu durumlarda yan duvarlar yüksek yapılmalıdır. Su baskını tehlikesi nedeniyle, havuzların dere ve akarsu yataklarına yapılması uygun olmaz (5,6).
3.1.2. Baraj tipi havuzlar
Akarsu eteği, bataklık ve benzeri düz yerlerde yapılan dört duvarlı havuzlardır. Havuz arazisinin toprağı yumuşak olduğundan, duvarları teras ve baraj tipi havuzlara göre daha geniş olmalıdır (5,6).
3.1.3. Çeltik tavası şeklinde havuzlar
Sel tehlikesi olmayanan küçük akarsu etekleri veya derelere enine duvar (set) inşa edilerek yapılan su toplama göletine benzer havuzlardır (5,6).
3.2. Kullanım Amaçlarına Göre Sazan Havuzları
3.2.1. Yumurtlatma havuzları
Yumurtlatma havuzları; işletmenin tipine, kurulduğu arazinin büyüklüğüne ve kapasitesine göre farklı büyüklüklerde olabilir. Yumurtlatma havuzlarının işletmenin güneşli ve rüzgârsız yerine tesis edilmesi ve etrafının yüksekçe çitle çevrilmiş olması, doğal yemlerin gelişmesi ve larvaların zararlılardan korunması açısından önemlidir. Sazanların yumurtlamasında, su girişinin müstakil olduğu Dubisch ve Hofer tipi havuzlar kullanılmaktadır (5,6,11).
3.2.1.1. Dubisch havuzları
Dubisch tipi, en yaygın yumurtlama havuzudur. Dubisch havuzlarının etrafında meyilli duvarları boyunca 30-40 cm genişliğinde 20-30 cm derinliğinde dört tarafını çevreleyen bir kanal vardır. Havuzun ortasında yumurtlama yatakları olarak adlandırılan otlu kısım bulunur. Dubisch havuzları kare şeklinde genellikle 100 m2 nadiren 250 m2 büyüklüğündedir. Havuzun derinliği ortada 30-40 cm ve yan kanallarda 60-70 cm’dir.
Dubish havuzları yumurtlama mevsimi dışında kuru tutulur. Havuzun orta kısmına suya dayanıklı sert çayır otları (Lolium perenne) ekilerek su doldurma zamanına kadar büyümeleri sağlanır. Otların boyu, 10 cm kadar olmalıdır. Damızlık balıklar otlar üzerine yumurtladıktan sonra su seviyesi düşürülerek, damızlıkların otsuz kanallarda toplanması ve buradan kolayca alınmaları sağlanır. Yumurtalar açılıp larva çıkışı olduktan bir hafta sonra larvalar, yumurtlama havuzlarının alt tarafındaki larva havuzlarına su akışıyla kayıpsız olarak alınır.
3.2.1.2. Hofer havuzları
Hofer havuzları genellikle soğuk bölgelerde kullanılır. Hofer havuzlarının duvarları su çıkış savağının önünde 0.8-1.0 m yüksekliktedir. Havuz tabanı yanlara doğru eğimlidir. Sığ kesim balıkların yumurtlama yeri olup, su bitkileri ile örtülüdür. Balıklar eğim nedeniyle, kendileri için uygun olan yumurtlama derinliğini ve ani hava değişikliklerinde de kendileri için uygun korunma yerini seçme şansı bulurlar.
3.2.2. Ön yavru büyütme (larva) havuzları
Larva havuzları, 100-1000 m2 büyüklüğünde, larvaların 3-8 hafta (genellikle 4-5 hafta) süreyle tutuldukları küçük ve sığ havuzlardır. Ancak, küçük olmaları kontrol açısından tercih edilmelidir (5,6,11).
3.2.3. Yavru büyütme havuzları
Yavru büyütme havuzları; yavruların 5-6 cm oluncaya kadar tutuldukları, larva havuzlarından biraz daha büyük (400 m2 ile 5 ha arasında genellikle 1 ha’dan küçük) ve su giriş-çıkışının fazla olmadığı havuzlardır. Kışı soğuk geçen ve kışlatma havuzu bulunmayan işletmelerde, yavru büyütme havuzlarının kıyı kesimlerinde derinlik 1.5-2.0 m yapılarak yavruların kışı sorunsuz olarak geçirmeleri sağlanır (5,6,11).
3.2.4. Büyütme havuzları
Bir yaşlı sazanların stoklandığı derinlikleri 1.0-3.0 m arasında değişen havuzlardır. Büyüklükleri 4000 m2’den hektarlara kadar değişir. Ancak, 400-500 m2 büyüklükte çok sayıda küçük havuz yapılması kontrolün kolay olması nedeniyle tercih edilmelidir (5,6).
3.2.5. Bakım ve besleme havuzları
İki yaşını tamamlayan sazanların stoklanarak pazar ağırlığına ulaştırılması için yoğun olarak beslendikleri havuzlardır (5).
3.2.6. Kışlatma havuzları
Kış mevsiminin uzun sürdüğü soğuk bölgelerde kullanılır. Sazan balıkları su sıcaklığı 10-12 °C’nin altına düşünce, kışlatma havuzlarına alınırlar. Kışlatma havuzlarında yemleme yapılmadığından stoklama oranı yüksek tutulur. Kışlatma havuzlarının derinliği, 2-3 m arasında, büyüklüğü ise stoklanacak balık miktarına göre değişir. Kışlatma havuzlarında stoklama; 5-10 adet /m2 S1 ve 2-4 adet /m2 S2 olacak şekilde yapılır. Oksijen tüketiminin artmaması için havuzların tabanında bitki ve çamur olmamalıdır. Ayrıca, su sirkülasyonunun iyi olması için su giriş ve çıkışı diagonal olarak yapılmalı ve su akışı yüksekten olmalıdır. Havuz duvarlarında %45 meyil olmalıdır. Su sıcaklığı 10 °C’nin üzerine çıktığında, sazanlar kışlatma havuzlarından alınır (5,6,11).
3.2.7. Stok ve pazarlama havuzları
Üretim havuzlarından hasat edilen balıkların pazarlanıncaya kadar bir kaç gün süreyle tutuldukları 500-1000 m2 büyüklüğünde, zemini toprak, beton veya taş blokaj havuzlardır. Havuzlara bol miktarda temiz su verilerek balıklardaki muhtemel çamur kokusu giderilmiş olur. Stok ve pazarlama havuzlarında tutulan balıklara yem verilmediğinden, pazarlama süresinin çok uzun olmamasına dikkat edilmelidir. Aksi halde, balıklarda ağırlık kaybı olur. Stok ve pazarlama havuzlarına 5-15 kg/m2 oranında stoklama yapılır. Su akışı, havuz suyunu en az günde iki defa değiştirecek şekilde düzenlenir. 1 kg balık için 10-15 lt/dk’lık su akışı, çamur kokusunun giderilmesi için yeterli olur (5).
3.2.8. Damızlık havuzları
Damızlık havuzlarının büyüklükleri işletmenin damızlık ihtiyacına göre değişir. Derinlikleri, 1 m kadardır. Damızlık havuzlarına verilecek su temiz ve sıcaklığı 15-17 °C olmalıdır. Üreme dönemi yaklaştığında su sıcaklığı çeşitli uygulamalarla 18-20 °C’ye çıkarılır.
3.3. Sazan Havuzlarının Yapısal Özellikleri
3.3.1. Havuz büyüklüğü
Küçük havuzlar, büyük havuzlardan daha verimlidir. 10 hektardan büyük havuzlar da iyi bakım ve gübreleme ile 1 hektar büyüklüğündeki havuz kadar verimli olabilir. Büyük havuzlarda mekanizasyon, verimli ve ucuz işgücü temin eder. Ancak, hastalıklarla mücadele bakımından büyük havuzlar daha masraflıdır. Büyük havuzlarda dezenfeksiyon zordur. Sazan havuzları alabalık havuzlarına göre daha büyüktür. Ancak, son yıllardaki eğilim, az sayıda büyük havuz yerine çok sayıda küçük havuz kullanma şeklindedir. Küçük havuzların en önemli avantajı, denetimin kolay olması ve herhangi bir hastalık görülmesi durumunda az sayıda balığın zarar görmesidir. Ancak, havuz büyüklüğünü su, arazi, toprak özellikleri ve işletmenin tipi gibi değişik faktörler etkilediğinden havuz büyüklüğüyle ilgili kesin bir ölçü vermek zordur. Asya’dan Uzak-Doğuya gidildikçe sazan havuzları küçülmektedir. Avrupa’da 5.000 m2′den büyük, Güney Avrupa’da ise 4-5 hektara varan büyüklüktedir. Çinde 1.000-4.000 m2 arasında olan sazan havuzları, sazanın en iyi geliştiği Java adasında, 30 m x 50 m boyutlarındadır. Afrika’da aile işletmelerinde ise daha küçüktür. Görüldüğü gibi sazan havuzlarının büyüklüğü bölgenin özelliklerine göre değişmektedir (5,6,11).
3.3.2. Havuz derinliği
Sazan havuzlarının derinliği de arazi ve toprak özellikleri, iklim durumu ve hafriyat giderleri gibi ekonomik faktörlere bağlıdır. Genel kural, balık büyüdükçe havuz derinliğinin arttığıdır. Büyük sazanlar 30 cm’den daha sığ kıyıları kullanamazlar. Büyük sazanların yerleştirildiği havuzlarda sığ kıyılar mümkün olduğu kadar az olmalıdır. Büyütme havuzlarının derinliği 50-100 cm besleme havuzlarının derinliği ise, 150 cm civarında olmalıdır. Sığ havuzların faydaları olduğu kadar zararları da vardır. Faydaları;
- Daha iyi ışık geçirgenliği ve daha yüksek sıcaklık sağlamaları,
- Fitoplankton gelişmesini teşvik etmeleri,
- Daha iyi su sirkülasyonu ve daha iyi havalanma sağlamaları ve
- Az hafriyat gerektirdiklerinden ucuz olmaları
şeklinde sıralanabilir. Sakıncalı yönleri ise,
- Soğuk bölgelerde havuz yüzeyinin buz tutması nedeniyle buz tabakası altında kısa sürede oksijen yetersizliği görülmesi,
- Saz ve kamış gibi sert su bitkilerinin gelişmesinin hızlı ve büyük miktarda olması,
- Havuza gelen suyun azalması veya kısa vadeli kesilmesi durumunda alçalan su seviyesinin balıklar için zararlı olabilmesi,
- Doğal yem üretimi için havuzlara verilen gübrenin büyük kısmının sazlar ve kamışlar tarafından tüketilmesi ve
- Küçük balıkların sazlar ve kamışlar arasına yerleşen yılan ve kaplumbağalar tarafından zarar görme riski
olarak sayılabilir (5,6).
3.3.3. Havuz duvarları - setler
Sazan havuzlarının duvarlarının meyili; duvarın hafriyatına ve yığılacak toprak miktarına, toprağın yapısına, havuz büyüklüğüne ve bölgenin iklim koşullarına göre 1/2-1/4 arasında değişir. Meyil 1/2′den fazla (b>45°) olduğunda, duvar toprakları havuz içerisine dökülür. Havuz alanı büyüdükçe meyil de 1/2′den 1/4′e düşer. Duvarların dış tarafında 1/1′lik meyil olması yeterlidir (5).
Havuz duvarları yığma toprak olduğunda, iyi sıkıştırılmış olmalıdır. Toprağın yığıldığı taban kısmında ot, humus tabakası ve çalı benzeri bitkiler bulunmamalıdır. Yığma yapılacak yüzeydeki ot ve bitkiler 15-20 cm derinliğe kadar temizlenir. En iyisi, duvar yapılacak kısımda 1.0-1.5 m genişliğinde ve 30-40 cm eninde bir şerit açmak ve killi toprağı bu şerit üzerine yığmaktır. Yeterince killi toprak bulunamazsa, duvarın 40-50 cm genişliğindeki kısmının killi topraktan yapılması uygun olur. Duvar toprağı az killi ve geçirgen ise duvar daha kalın yapılmalı ve ot tohumu ekilip kuvvetlendirilerek erozyon önlenmelidir (5).
Havuz yapımında taban verimli, yan duvarlar ise verimsiz topraklardan yapılmalıdır. Havuz duvarları, %5-10 oturma ve çökme payı dikkate alınarak su seviyesinden 40-60 cm kadar yüksek olmalıdır. Havuz duvarlarının taban ve üst kısımlarının genişliği, arazinin meyiline, toprağın yapısına, havuzun büyüklüğüne, işletmenin tipine ve kapasitesine bağlı olarak değişir. Yemleme ve hasatın kolay olması için havuz duvarlarının üst kısımları geniş olmalıdır. En iyisi birkaç havuza hizmet edecek şekilde havuz aralarında 3-4 m genişliğinde, betondan veya sertleştirilmiş setler yapılmasıdır. Bu şekilde, araç geçişi de sağlanmış olur. Sızmaya ve çatlamaya neden olacağından, havuz duvarlarına ağaç dikilmemelidir. Rüzgârın oluşturacağı toprak erozyonunu önlemek için ağaç dikilmesi gerekiyorsa, duvarların arka tarafında emniyetli mesafe bırakılmalıdır (5,6)
3.3.4. Çevre kanalları
Sazan havuzlarındaki çevre kanalları, besin maddelerinin su akıntısıyla havuzdan akıp gitmesini önlemek ve havuzları sel ve taşkından korumak için yapılır. Çevre kanalları, balık hasatının rahat yapılabilmesi için hasat çukuruna devamlı su sağlanmasında da yardımcı olur. Çevre kanallarının derinliği ve genişliği, havuzun büyüklüğü ve suyun debisine göre değişir. Çevre kanallarının yapımında yağmur suyu da dikkate alınmalıdır. Çevre kanallarının meyili, kanalın derinliğine bağlıdır. Kanal derinliği arttıkça meyil azalır. Çevre kanallarının kenar meyili genellikle 1/1′dir. Ancak, gevşek topraklarda ve büyük su akıntısı tehdidi olan yerlerde meyil, 1/1.5 olmalıdır. Aşınma nedeniyle, çevre kanallarının havuz duvarlarına çok yakın olarak inşa edilmemesi gerekir. Kanallardaki aşınmayı önlemek için kanal tabanına kil takviye edilir. Çevre kanalları su sızdırdıklarında, havuzlar tam olarak kurutulamayacağından, iyi bir bakım ve dezenfeksiyon yapılamaz. Çevre kanallarının su sızdırması durumunda, havuzdaki su seviyesi düştüğü gibi havuzun çukur yerleri su ile dolduğundan, buralardaki saz ve kamışların sürekli büyüme olanağı bulmaları nedeniyle, ot savaşı engellenir (5).
3.3.5. Havuz tabanı
Sazan havuzlarının tabanında ‰3 meyil olması yeterlidir. Eğim, ‰1′den az olduğunda, havuz suyu tamamen boşaltılamaz. ‰5′den fazla meyil olduğunda, havuzun verimli çamur tabakası derinlere doğru kayar. Havuz tabanının ortasında ana drenaj (su boşaltım) kanalı bulunur. Kanalın büyüklüğü ve derinliği havuz büyüklüğüne göre değişir. 1-3 ha büyüklüğünde havuz için 45-60 cm derinlik ve 90-140 cm genişlik yeterlidir. Havuzların bakım, dezenfeksiyon ve gübreleme işlemlerinin makinayla ve kolaylıkla yapılmasını sağlamak için havuz tabanında sayıları havuz büyüklüğüne göre değişen ve ana drenaj kanalına açılan kenardan ortaya doğru balık sırtı şeklinde boşaltım kanalları bulunur (5).
3.3.6. Su girişi ve çıkış savakları
Su akışının kontrolü, havuza yabancı ve zararlı balık girişini engellemek için gerekli önlemlerin alınmasına olanak sağladığından, havuza su girişinin mümkün olduğu kadar yüksekten olması arzu edilir.
Havuzdan su çıkışı, boşaltım savakları ile sağlanır. Boşaltım savakları havuz suyunun seviyesinin ayarlanmasına ve havuz suyunun boşaltılmasına hizmet eder. Çıkış savağı, ahşap veya betondan yapılır. Çıkış savağı, ana drenaj kanalının sonunda ve havuz duvarının alt kısmından (duvardan) biraz içeridedir. Duvarla savak arasındaki mesafenin en az 30-50 cm olması önerilir. Su çıkış savağı dikdötgen prizma şeklinde olup, arka arkaya üç kapağın konulmasına yarayan 3 yiv (yuva) bulunur. 1. yive balıkların kaçmasını engellemek için demir tel ızgara, 2. ve 3. yivlere 10-20 cm genişliğinde ve üst üste konulduğunda su sızdırmayacak şekilde birbirine geçmeli tahta kapaklar yerleştirilir. 1. yive yerleştirilen tel ızgara havuzdaki su derinliği kadar yükseklikte olabileceği gibi su yüzeyinden tabana doğru belli bir yüksekliğe kadar da olabilir. Tahta kapaklar, havuzdaki su seviyesini ayarlamaya ve havuz suyunu tabandan veya üstten boşaltmaya yarar. Su çıkış savağının tabanına balıkların zarar görmemesi için tercihen plastik su tahliye borusu monte edilir (5).
3.3.7. Balık toplama yeri ve hasat çukuru
Balık hasat çukuru, ana tahliye kanalının bitiminde su çıkış savağının önünde ana tahliye kanalı genişletilerek ve derinleştirilerek daha derin ve geniş kanal şeklinde yapılabilir. Hasat çukurunun tabanı ve duvarları taş blokaj veya betondan yapılır. Çevre kanalından sürekli gelen taze suyla beslenme şansı ve çevre kanalının bir parçası olarak düşünülmesi nedeniyle, hasat çukuru genellikle havuz dışına yapılır. Bu durumda, su çıkış borusunun çapı, 25-30 cm olmalıdır.Hasat çukurunun boyutları, havuzun büyüklüğüne ve işletmenin kapasitesine (hasat edilecek balık miktarına) bağlı olarak değişir. 10 ha büyüklüğündeki bir havuz için 0.5-1.0 m eninde ve 2.30-2.00 m boyunda bir hasat çukuru yeterlidir. Hasat çukurunun temel özelliği, hasatın kolay yapılmasını sağlamasıdır. Hasat çukurunda hasat edilen balıklar, yakınındaki toplama yerine taşınarak taze suya yerleştirilirler. Böylece çamur kokusundan arındırılmış olurlar (5,6).

Kategori Kategorilenmemiş | Yorum yok »

ALABALIK YETİŞTİRİCİLİĞİ

Temmuz 25th, 2008 Yazar admin

ALABALIK YETİŞTİRİCİLİĞİ HAKKINDA

1-Giriş
Türkiye’de iç su balıkları yetiştiriciliği denildiğinde ilk akla gelen gökkuşağı alabalığıdır. Dünyada ve ülkemizde yaygın biçimde yetiştirilmektedir. 2002 yılında alabalık 42,572 ton üretim ile iç su balıkları kültürünün %53’ünü oluşturmaktadır. Bu rakam toplam balıkçılığımızın da %7.3’üne eşittir.
Alabalık yetiştiriciliği neden yaygındır?
· kolay yem alır
· yem değerlendirme yeteneği yüksektir
· kısa sürede pazar boyuna ulaşır
· pazar problemi yoktur
Alabalıklar soğuk, berrak, hızlı akan suları tercih ederler. Saldırgan ve etçil balıklardır. Alabalıklar yetiştiricilik bakımından iki büyük sınıfa ayrılır.
1. Hayatlarının tüm safhalarını nehir, göl gibi tatlı sularda geçirenler. Örneğin; gökkuşağı alabalığı, dere alabalığı
2. Hayatlarının bir kısmını tatlı suda geçirip, sonradan deniz suyuna göç edenler. Bunlara som balıkları adı verilir. Atlantik som balığı 30 gr.’dan büyük, pasifik som balığı da 20 gr.’dan büyük ağırlığa ulaşıncaya kadar tatlı suda bulunurlar. Bu büyüklükten sonra deniz suyunda yaşayabilecek özellikleri kazanırlar.

Som balıklarının deniz ortamına geçişi engellendiğinde yaşama ve gelişme oranları düşer. Deniz suyu ortamında bir-üç yıl beslenirler. Cinsi olgunluğa eriştikten sonra üremek için tatlı sulara giriş yaparlar.
Som balıklarının yetiştiriciliği iki aşamalı olarak tatlı su ve deniz suyu ünitelerinde gerçekleştirilir. Karadeniz’in acı su özelliğinden dolayı Atlantik som balığı yetiştirme denemeleri yapılmıştır. Ancak yaz aylarında yüksek sıcaklık (26 derece) nedeniyle bazı problemler ortaya çıkmıştır.

2- Su özellikleri:
Alabalık üretimi yapılacak bölgede en önemli konu bol ve kaliteli suyun olmasıdır. Kaynak suları, akar suları, göl ve yer altı suları alabalıkların farklı yetiştirme dönemlerinde kullanılabilmektedir. Alabalıklar soğuk su balığıdır. Yıl içinde su sıcaklığı 5 derecenin altına düşmeyen, 20 dereceyi geçmeyen sularda rahatlıkla yetiştirilebilmektedir. Ancak, alabalıkların her dönemine göre uygun su sıcaklıklarında tutulması en uygun yaşama ve gelişme için son derece önemlidir.
Gökkuşağı alabalığının sıcaklık istekleri aşağıda belirtilmiştir.
· kuluçka dönemi 10-12 derece
· yavru dönemi 12-15 derece
· besi dönemi 15-18 derece
Alabalıklar bol oksijenli suları tercih ederler. Sudaki oksijen oranı en az 6 mg/lt. olmalıdır. Sudaki doğal karbondioksit oranı 6 ppm.’den az, pH ise 6.7–8.2 arasında olmalıdır.
Suyun bulanmasına sebep olan alçı taşı, odunumsu lifler, kömür artıkları ortamda bulunmamalıdır. Bu maddeler 25 ppm.’yi geçtikten sonra suyun fiziksel olarak kirlenmesine sebep olurlar. Özellikle balık yumurtaları ve larvalarına son derece zararlıdır.
Su miktarı, su kalitesiyle birlikte balık çiftliğinde en önemli etkiye sahiptir. Özellikle yazın sıcaklarda yeterli miktarda su temini kesinlikle zorunludur. 15 derece tatlı suda her 100-150 kg alabalık için 1 lt/sn. su gereklidir. Bol ve taze su temin etmek şartı ile bir metre derinliğindeki havuzlara bir metrekare su alanında 10-15 kg balık yetiştirmek mümkündür. Daha fazla balık olması durumunda suya dışarıdan oksijen ilavesi gerekir.
İşletme kurulacak olan bölgede suyun havuzlara giriş ve çıkışı arazi eğiminde yararlanılarak sağlanmalıdır. Arazide havuz yapımı için %1 eğim gerekmektedir. Suyun havuzlara açık kanallar ile getirilmesi oksijen kazandırma açısından son derece önemlidir.

3.Yavru Üretimi
3.1 Anaç Balık Seçimi ve Bakımı
Gökkuşağı alabalığı ve som balıklarında yavru elde edilmesi hemen hemen benzer yöntemlerle gerçekleştirilmektedir.
Yavru balık üretiminde kullanılacak olan anaç balıklar özel bir bakıma tabi tutulurlar. Alabalıklar, cinsi olgunluğa 2-3 yaşta ulaşırlar. Anaç balıklar havuzlarda 3kg/m3 olacak şekilde stoklanır. Yumurtlama döneminden bir iki ay önce anaçlara verilen yem miktarı azaltılır.
Anaç balıkların beslenmesinde hayvansal protein bakımından zengin ve dengeli yemler kullanılmalıdır. Taze balık, karides, midye, vitaminlerle takviye edilerek yumurtaların doğal şekilde gelişmesi sağlanır. Sonbahar aylarında anaçlar iç güdüleri gereği su kaynağına doğru yüzmek isterler. Bu devrede yemleme kesilmelidir. Bu dönemde havuzlar boşaltılır.
Anaçlar dişi-erkek ayrımına tabi tutularak, farklı havuzlara alınırlar. Erkek balıklar alt çenenin üste doğru kıvrım yapması ve karnı hafif sıvazlandığında sperm gelmesiyle ayırt edilir. Dişi balıkların ise karnın şişmiş ve anüs dışarıya hafif çıkıktır.
Anaçlar ayrıldıktan sonra, en az haftada bir kez cinsi olgunluk durumu kontrol edilmelidir. Yumurtalar ovaryum içinde serbest hale geçtiğinde karın hafif sıvazlandığında anüsten çıkabilmektedir. Alabalık yumurtasının çapı 3.5–5 mm. arasındadır. Erkek balıklarda olgunluk tam ise hafifçe sıvazladığında beyaz ve kremsi sperm kolayca dışarı çıkmaktadır. Olgun yumurtalar rahat bir şekilde sağılabilir. Yumurtaların ovaryum içinde olgun kalma süresi sekiz gündür.
Yumurtalar sağılmaz ise vücut tarafından alınır ve balığa zarar verebilir. Aşırı olgun yumurtalardan; erkeklerin fazla olduğu ve aralarında çoğunun sakat olabileceği larvalar elde edilir. Ayrıca, döllenme, sağılma ve kuluçka esnasındaki kayıplar normalden fazla olur. Yumurtalar yeterince olgunlaşmadığında da durum aynıdır.
Anaç miktarı elde edilmesi istenen larva sayısına göre tespit edilir. Bir kilogram ağırlığındaki bir dişinin 1500-2000 yumurta verebileceği kabul edilir. Bir milyon yumurta için 500-750 kg dişi balık gerekmektedir. Dişi balık sayısının üçte biri kadar da erkek balığa ihtiyaç vardır.
Üreme mevsiminde erkek balıklar birden fazla kullanılabilir. Genellikle iki erkek balığın sperması dört dişiden alınan yumurtaları döllemek için kullanılır. Anaçlar için uygun ağırlık 350-1000 gram arasındadır. Anaçlar arasından sağlıklı ve iyi gelişenler havuz yaşamına uyum, hastalıklara dayanılılık, yemi iyi değerlendirme gibi özellikler de dikakate alınarak seçilirler. Döl alım yaşı alabalıklarda iki-dörttür. Altı-yedi yaşlarındaki balıklar anaçlıktan çıkarılır. Bu yaştan sonra kısırlık oranı %50-80’e ulaşır.
3.2 Yapay Dölleme
Su sıcaklığı yumurtlama mevsimini çok etkiler. Alabalıklar 7-13 derecedeki su sıcaklıklarında yumurta verirler. Suyun hareketi de cinsi olgunlaşmada etkilidir. Alabalıklar, hızlı akan sularda daha erken olgunlaşırlar.
Işık da yumurtlama mevsiminde etkilidir. Alabalıklar, gün ışığının az veya günün kısa olduğu yerlerde erken yumurtaya gelirler. Gündüz havuzlar örtülür. Işıktan koruma yardımı ile günde 6-8 saat ışıklandırmaya izin verilir. Uygulama sonucu Haziran-Temmuz aylarında yumurta almak mümkündür.
Yumurtalar olgunlaşınca, kuru yöntemlerle döllenme yapılabilir. Kuru kap içine önce yumurtalar sağılır. Sonra üzerine spermler sağılır. Tavuk, kaz gibi hayvan tüyleri ile yumurta ve spermler karıştırılır. Yumurtaların üzerini örtecek kadar su ilave edilir. Döllenmesi sağlanır. 20 dakika dinlenmeye bırakılan yumurtalar su alarak şişer ve büyür. Spermler su içinde iki dakikadan fazla kaldığında dölleme güçlerini kaybederler. Bir damla sperma 10000 yumurtayı dölleyebilecek miktarda spermatozoit ihtiva eder.

3.3. Yumurta Kuluçkalama
20-30 dakika dinlenmeden sonra yumurtalar yıkanır ve kuluçka tavalarına yerleştirilir. Tavalar üç metre uzunluğunda ve yarım metre eninde havuzlara konur. Kaliteli yumurta elde edebilmek için alabalıkların bulundukları suyun sıcaklığı 10-12 derece olmalıdır. 50×50 cm’lik tavaya 10000 yumurta yerleştirilir.
Yumurta gelişim evresinde su alma ve sertleşme döneminden itibaren 48 saat içinde yumurtalar ayıklanabilir, sayılabilir. Kısa mesafelere taşınabilir. Bu sürenin sonundan alabalık yumurtasında göz teşekkül edinceye kadar (10-11 derecede 15 inci güne kadar embriyo gelişimi olur) yumurtalar hiçbir şekilde hareket ettirilmez. Güneş ışığından korunur. Yumurtalar gözlü hale geldiğinde hareket ettirilebilir. Uzak bölgelere taşınabilir.
Kuluçka dönemi boyunca 1000 yumurta için dakikada yarım litre su sağlanmalıdır. Kuluçhaneye gelen suyun tortudan, milden arınmış olması gerekir. Yumurtalar güneş ışığından kesinlikle korunmalıdır. Su sıcaklığı 14 derecenin üzerine çıktığında yumurtalarda mantar enfeksiyonu görülebilir. Buna karşı malahit yeşili, formol gibi dezenfektanlar kullanılabilir. Ölü yumurtalar mat beyaz olurlar. Ortamdan uzaklaştırılmalıdırlar.
Gözlü dönemin sonunda yumurta gelişmesini tamamlar ve açılır. Kuluçka devresi su sıcaklığına bağlıdır. Kuluçka devresi, yumurta döllendikten sonra 10 derecede 30 gün, 14 derecede 21 gün sürer.

3.4.Yavru Bakımı
Yavru bakımı ve beslenmesi larvaların besin kesesini tükettiği 15 inci günden itibaren başlar. Yavru alabalıkların ilk beslenmesi yalakalarda olur. Üç-dört hafta sürer. Yem olarak; ezilmiş dalak, karaciğer, protein oranı yüksek granül yemler kullanılabilir. Yem, her saat başı balık doyuncaya kadar verilmelidir.
Bu dönemde 1000 balık yavrusu için dakikada bir-iki litre su akışı yeterlidir. Su sıcaklığı 12 derece olmalıdır. Bir aylık dönem için metrekareye 10000-30000 yavru stoklanabilir. Bir aylık yavrular kuluçkahaneden ön büyütme havuzlarına üzerleri kapalı olacak şekilde yerleştirilir. Balıklar 10 gr oluncaya kadar direkt güneş ışığından korunmalıdır. Bir metrekübe; bir aylık (3 cm) yavrular 3000 adet, dört aylık (7 cm) yavrular 1500 adet kadar stoklanırlar.

3.5. Porsiyonluk Alabalık Yetiştirme
İlk kıştan sonra alabalık yavruları büyüklüklerine göre sınıflandırılır ve beslenme havuzlarına yerleştirilirler. Bu havuzlar 3-4 metre en, 10-20 metre boy ve bir metre derinliğe sahiptirler. Havuzlardaki hasat yoğunluğu 10–15 kg/m2’dir. Bu dönemde en uygun su sıcaklığı 17 derecedir.
Ülkemizde su sıcaklığına bağlı olarak alabalıklar 10-14 ayda 250-300 gr (porsiyonluk) ağırlığa ulaşabilmektedirler. Yıl boyunca salgın hastalıklara rastlanmaz ise %5–10 mortalite normaldir. Alabalık beslenmesinde %40–45 protein %9-10 yağ içeren pelet yemler kullanılmaktadır.
Alabalıklar genetik müdahaleler yapılarak, en kısa sürede satılabilir boya getirilebilmektedirler. Bu amaçla, tüm balıkların dişileştirilir ve kısırlaştırılırlar. Yurtdışındaki alabalık çiftliklerinde gelişen teknoloji sonucu metrekareye 60 kg stok yoğunluğuna ulaşılmıştır.
Ülkemizdeki alabalık üretiminin gelişmesi için; çiftliklerinin mekanizasyona önem vermesi, yumurta ve yavrular üzerinde genetik müdahalelerin uygulanması zorunlu görülmektedir.

Kategori Kategorilenmemiş | Yorum yok »

FİĞ

Temmuz 19th, 2008 Yazar admin

     Tek yıllık bir yem bitkisidir.Baklagiller familyasından olduğu için tarlayı yormaz. Yetiştiği toprağa bir miktar azot kazandırır. Fiğ iyi bir münavebe bitkisidir. Fiğin hem otu hem de tanesi proteince zengin olduğu gibi enerji miktarı da yüksektir. Fiğin arpa ve yulaf ile karışık olarak yetiştirilmesi önerilir. 

 ADİ FİĞ 

     Ülkemizde en çok ekilen fiğ çeşididir. Çiçekleri mor renktedir. Yatmaya ve soğuğa dayanıksızdır. Kurağa karşı duyarlıdır.

     EKİLİŞİ:

      Sahil bölgelerinde sonbahar da, kışı soğuk geçen bölgelerde erken İlkbahar da ekilmelidir. – 8 0 C ye kadar dayanır.

      Orta ve ağır bünyeli kireçli topraklar da yetişir. Hafifi topraklar da adi fiğ iyi yetişmez. Böyle topraklar da tüylü fiğ daha iyi yetişir.

     Tohumları büyük olduğundan yonca ekiminde olduğu gibi tohum yeri hazırlığına gerek yoktur. En uygun ekim derinliği 3-4 cm dir.

      Mibzerle ekim de dekara 10-12 kg,serpme ekimde ise 15-20 kg tohum atılır. Ilıman bölgeler de sert iklimli bölgelere göre daha az tohum kullanılmalıdır.

      Sonbahar ekilişi yağışlardan sonra toprak tava geldiği zaman yapılmalıdır. İlkbahar ekilişi ise erken İlkbahar da yapılmalıdır.

      Ekimden önce dekara 10-12 kg T.S.P veya D.A.P gübresi verilmelidir. Gübre verilmesi hem tane hem de ot verimini artırmak için önemlidir.

      Ot için ekildiği zaman yatmayı önlemek ve yemin kalitesini artırmak amacıyla arpa veya yulafla karışık ekilmesinde yarar vardır. Karışımda ki tahıl oranı 1/3-1/2 arasında olmalıdır. 

      ADİ FİĞ VERİMİ: 

      Ot için alt baklalar dane bağladığında biçilmesi en uygunudur. Adi Fiğden dekardan 500-600 kg kadar kuru ot alınabilir.

     Tohum için ekildiğinde olgunlaşma döneminde baklalar çatlar. Bu nedenle tohum zayiatını önlemek amacıyla hasadın sabahın erken saatlerinde yada havanın bulutlu olduğu zamanlarda yapılmalıdır. Adi fiğde tane verimi 100-200 kg/da kadardır.

     Fiğlerin biçim Zamanı ve Kurutulması:  Fiğler %25-50 çiçeklendiğinde biçilmelidir. Bakla meydana gelmeden biçilmelidir.   

     MACAR FİĞİ 

      Beyaz renkli çiçekleriyle diğer fiğ çeşitlerinden kolaylıkla ayrılabilir.  Macar fiği soğuğa dayanıklıdır. Adi fiğin kışlık ekilemediği yerlerde kışlık ekilebilir.  Sonbahar da ekildiğinden İlkbahar da erken gelişir. Ot için Mayıs ayında biçilerek yerine Mısır,Ayçiçeği veya Sorgum ekilebilir.  Kışlık bir fiğ çeşidi olduğu için ilkbaharın kuraklığına dayanır.  Ot verimi yüksektir. Dekardan 700-800 kg kuru ot alınabilir.  Tane verimi yüksektir. Dekardan 200-300 kg verim alınabilir  Hasat sırasında taneler çatlamadığı için adi fiğde olduğu gibi tohum zayiatı olmaz.  Yatmaya karşı dayanıklı olduğu için biçimi kolaydır. 

      MACAR FİĞİN EKİMİ: 

      Sonbahar da ekilmelidir. Orta ağır ve ağır kireçli topraklarda daha verimlidir.  Macar fiği tohumları daha küçüktür.Serpme ekimde dekara 12-15 kg,mibzerle ekimde dekara 8-10 kg tohum atılmalıdır.  Ot için tahıllarla karışımda tahılların oranı 1/3-1/2 olabilir. Kışı ılıman geçen yerlerde yulafla kışı sert geçen yerler de kılçıksız buğdayla beraber ekilmesi tavsiye edilir. Silaj için arpa veya buğdayla beraber ekilebilir.

      MACAR FİĞİN BİÇİMİ:  Çiçekte biçilmelidir. Geciktirilirse biraz acılaşır. Acılık süte de geçer. Tahıllarla karışık ekilirse bu acılık ortadan kalkmaktadır.  Fiğin tanesi de besin maddesince zengindir. Dane fiğ kırılarak inek başına 1,5-2 kg/ gün olarak verilebilir. Fazlası kabızlık yapar. Fazla verilirse içinde ki acı maddeler. Sütün kalitesini düşürür.

Kategori Kategorilenmemiş | Yorum yok »

« Önceki yazılar


Zirve100 Toplist